Yüreğinde Bir Çocuk Taşıyan Tüm Kadınlara…

Anneme kendi başıma aldığım ilk hediye, birkaç çengelli iğne idi. İlkokula gidiyordum ve aslında cebimdeki parayla daha anlamlı bir şeyler alabilecekken, nedense gidip birbirine kenetlenmiş çengelli iğneler almıştım. O gün ne düşünmüştüm hatırlamıyorum bu hediyeyi seçerken.

Tek hatırladığım annemin hediye paketini açtığı an, yüzünde kocaman bir gülümseme ile bana sıkı sıkı sarılmasıydı. O gün annemi o birkaç çengelli iğne ile mutlu edebilmiştim. Yıllar yıllar geçtikten sonra kerametin çengelli iğnelerde değil, bende olduğunu ancak anlayabilmiştim.

Kendi annemden sonra hayat bana pek çok başka anne sayesinde de pek çok şey öğretti. Anneler, her zaman hayatımın merkezinde oldular. Önce çok yakın dostlarım, sonrasında mesleğim gereği, hayatlarının en anlamlı günlerini paylaştığım sırdaşlarım oldular.

Her doğumda, bebeklerini ilk gördükleri an gözlerinde beliren ifadelerle o kadınlar, bana dünyanın daha yaşanabilir bir yer olduğunu anlattılar.

Bazen, kendi doğurmadığı çocuklara anne yüreğini sonuna dek açan annelerden öğrendim evrenin sırrını, bazense asla doğuramayacağı gerçeğini bir kenara bırakıp, karnında değil yüreğinde bir bebek, bir çocuk büyütmenin asaletini gördüm anne dostlarımda.

Bir anne şefkati ile, insan, kedi, kuş, köpek yavrusu farketmeksizin yüreğini, emeğini karşısındakinin ayaklarına seren nice kadınlarda gördüm merhameti.

Anne olsun, olmasın ya da hiç olamayacak olsun, yine de içinde, ta o bebeklik dönemlerinden kalan, oyuncak bir arabayı bile dizinde pışpışlayarak uyutmaya çalışma içgüdüsüdür bizi farklı kılan.

Seneler evvel (kendini, sohbetini pek özlediğim) sevgili hocam Nebi Ceylan’ın bana yazdıklarıyla bitirmek istiyorum.

“Kaç yaşında olursanız olun ve hangi işte çalışıyorsanız çalışın: İster öğrenci, ister ev kadını, ister başka bir işin emekçisi; ister sadece yaşam savaşçısı… Evli veya bekar olun veya dul veya nişanlı, sözlü; hatta çocuk… Bu dünyayı güzelleştirensiniz: Kadın! Ana olsanız da henüz olmasanız da hiç olmayacak olsanız da, Cennet biraz da namusun ta kendisi olan alın terinize saygıdan ve emeğinizin ödülü olarak ayaklarınızın altına serilmiştir; öyle inanıyorum. Annemin, eşimin, kızımın, kız kardeşimin, kız torunumun… ve sizin varlığınız mutluluğumdur. Bütün insanlık gibi ben de gölgenizde yaşıyorum. Sizlere sonsuz sevgi, saygı, minnet!”

Yüreğimizdeki çocuk(lar) hiç terk etmesin bizleri…

3 comments

  1. Cevdet Aykan DEMIR diyor ki:

    harıka bır yazı. tebrıkler alev. vesılenle Rahmetli annemin Allahım mekanını cennet eylesın. cok ozledımmm.

  2. erkin diyor ki:

    dokturmussun yine

  3. Muge Cerman diyor ki:

    Alevim ne mühiş bir kadınsın sen. İyi ki tanımışım seni, doğumuna tanıklık ettiğin yüzlerce bebekle kocaman bir ailenin annesisin sen. Güçlü karakterin ve yumuşacık yüreğinle yazdığın ve paylaştığın her satır seni anlatıyor. Teşekkürler yazdığın ve paylaştığın için.

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*



Nerelerde?

Sihirli Değnek