<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tüm masallarım ayağımın taşa takılmasıyla bitti! &#187; kedi</title>
	<atom:link href="http://www.kerizella.com/tag/kedi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kerizella.com</link>
	<description>Yine de &#34;bisiktirgit&#34; demedim hiç bi prense...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 20:20:49 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İyi ki Doğdun Küçük Dana!</title>
		<link>http://www.kerizella.com/iyi-ki-dogdun-kucuk-dana.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/iyi-ki-dogdun-kucuk-dana.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 20:20:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[Ökkeş]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=589</guid>
		<description><![CDATA[Bir zaman Enes seni benim doğurduğumu sandı, seni öz kuzeni, annesini senin öz teyzesi olarak kabul etti.
Sen de hakkını verdin hani bir evin bebeği olma durumunun. Yapmadığın şımarıklık, naz kalmadı.
Kucakta pışpışlanmaya hangi ara alıştın, hatırlamıyorum. Hangi ara, arabamın sesini ayırt etmeye başladın? Ne zaman öğrendin zıplayıp kapıyı açmayı? 10 metre mesafeden bile nasıl anlıyorsun elimdekinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="../wp-content/uploads/2010/09/okkes_dg.jpg"><img class="alignleft" title="okkes_dg" src="../wp-content/uploads/2010/09/okkes_dg-300x290.jpg" alt="" width="300" height="290" /></a>Bir zaman Enes seni benim doğurduğumu sandı, seni öz kuzeni, annesini senin öz teyzesi olarak kabul etti.</p>
<p>Sen de hakkını verdin hani bir evin bebeği olma durumunun. Yapmadığın şımarıklık, naz kalmadı.</p>
<p>Kucakta pışpışlanmaya hangi ara alıştın, hatırlamıyorum. Hangi ara, arabamın sesini ayırt etmeye başladın? Ne zaman öğrendin zıplayıp kapıyı açmayı? 10 metre mesafeden bile nasıl anlıyorsun elimdekinin senin de damak zevkine hitap eden bir yiyecek olduğunu?</p>
<p>Normal bir kedi gibi ayakucumda yatmak yerine neden ille de kolumu seçtin acaba? Patilerinle yüzümü sevdiğinde, benim mutlu olduğumu nasıl anladın? Üzgün olduğumda nereden geldi aklına koltuğun altına girip ağlamak?</p>
<p>İdrar yolların tıkandığından beri her çişin geldiğinde gelip ağlamana sinir oluyorum aslında. Çişini yaparken inatla beni başında beklettiğin her an hem kızıyor hem gülüyorum sana.</p>
<p>Şeytan tüyünün ne demek olduğunu, kediyi merak öldürür durumunun ve kedi ulaşamadığı ciğere mundar der lafının ne kadar doğru olduğunu senden öğrendim.</p>
<p>Sabırlı olmayı, sakin olmayı, tek başımayken kahkahalarla gülmeyi, olağanüstü güvenlik önemleri almayı, mutfakta ayaküstü gizli saklı yemek yemeyi, eve geldiğimde senin heyecanla zıpladığını görmek için pencereye bakmayı, kırılan eşyalara kızmamayı, dökülen yiyeceklere aldırmamayı ve daha bir sürü sinir bozucu şeye karşı pamuk gibi olmayı başarmayı sana borçluyum.</p>
<p>Sen doğmamış olsaydın ben başka bir kediyle yaşayacak mıydım bilmiyorum ama tek bildiğim hiçbir kedi senin kadar yer kaplayamazdı hayatımda.</p>
<p>İyi ki doğdun küçük dana, iyi ki geldin yapıştın paçalarıma henüz küçücük bir bebekken.</p>
<p>İyi ki ben, seni orada öylece bırakıp gitmedim.</p>
<p>Ve iyi ki bu kadar şebek bir danasın. Yoksa nasıl seninle 2 koca seneyi devirip halen bu kadar sabırlı ve sakin kalmayı başarabilirdim?</p>
<p>13 Şubat 2009, Cuma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/iyi-ki-dogdun-kucuk-dana.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ökkeş İle Sambadi Arasındaki En Önemli Fark!</title>
		<link>http://www.kerizella.com/okkes-ile-sambadi-arasindaki-en-onemli-fark.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/okkes-ile-sambadi-arasindaki-en-onemli-fark.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 19:56:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[Ökkeş]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=584</guid>
		<description><![CDATA[Mıkırdanarak geliyor yatağıma ve o minik yüzünü sürerek avuç içime bir şeyler anlatıyor. Çişi mi geldi yoksa karnı mı aç hemen anlıyorum artık. Derdini o kadar güzel ifade ediyor ki, konuştuklarıyla.
Derdini anlatabilmek kadar büyük bir cevher yok belki bu hayatta. Kendini ifade edebilmek, her insana nasip olmayan bir güzellik. Pek çok insan, belki sırf kendini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/sambadiveokkes.jpg"><img class="size-full wp-image-585 alignleft" title="sambadiveokkes" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/sambadiveokkes.jpg" alt="" width="250" height="375" /></a>Mıkırdanarak geliyor yatağıma ve o minik yüzünü sürerek avuç içime bir şeyler anlatıyor. Çişi mi geldi yoksa karnı mı aç hemen anlıyorum artık. Derdini o kadar güzel ifade ediyor ki, konuştuklarıyla.</p>
<p>Derdini anlatabilmek kadar büyük bir cevher yok belki bu hayatta. Kendini ifade edebilmek, her insana nasip olmayan bir güzellik. Pek çok insan, belki sırf kendini nasıl ifade edeceğini bilemediğinden, belki ifade etmeye üşendiğinden neler kaçırıyor hayatta, bunu düşünüyorum. Ya da nelere katlanıyor, kurtulmayı başaramadığından.</p>
<p>Sabahları erkenden en az yarım saat oynaşıyoruz yatakta. Kahkahalarla gülüyorum onun o salak, masum ve şirin haline.</p>
<p>Bazen yattığı yerden uzun uzun gözlerimin içine bakıyor. Sürekli gözlerimi kırparak deli ediyorum onu ve suratıma atlıyor sonunda dayanamayarak.</p>
<p>Bir kedi kadar olabilmeli insan hiç değilse diyorum.</p>
<p>Bir kedi kadar anlatabilmeli derdini.</p>
<p>Güldürebilmeli yüzünü yakınındaki insanların.</p>
<p>Bir kedi kadar tepki verebilmeli etrafında olan bitene.</p>
<p>Kitaplığımda duran, çok sevdiğim, Meral&#8217;in hediyesi &#8220;Sambadi&#8221; ye benziyor Ökkeş. Minik, yumuşacık, tüylü, sevimli&#8230; Ama Sambadi ile bir fark var aralarında. Birinin kalbi atıyor, birininki atmıyor, daha doğrusu bir kalbi bile yok Sambadi&#8217;nin.</p>
<p>Ökkeş&#8217;i küçük bir oyuncak ayıdan ayıran en önemli özelliği bu işte.</p>
<p>Kalbi olması&#8230;</p>
<p>Derdini anlatabilmesi&#8230;</p>
<p>Tepki verebilmesi etrafında olanlara&#8230;</p>
<p>Sevebilmesi&#8230;</p>
<p>Ne olurdu herkes, bir oyuncak ayıdan farkım var bu hayatta, diyebilseydi Ökkeş gibi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/okkes-ile-sambadi-arasindaki-en-onemli-fark.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Kedinin Günlüğü</title>
		<link>http://www.kerizella.com/buyuk-kedinin-gunlugu.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/buyuk-kedinin-gunlugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 19:40:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tırışka]]></category>
		<category><![CDATA[özledim sadece]]></category>
		<category><![CDATA[Ökkeş]]></category>
		<category><![CDATA[Ben nasıl Kerizella oldum?]]></category>
		<category><![CDATA[keşkeler olmasa keşke]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes Al!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=580</guid>
		<description><![CDATA[
Birinci Gün
Annem bugün elinde bir kutuyla geldi. Önce bana oyuncak getirdi sandım ama apar topar kutuyu yatak odasına götürüp kapıyı da kapadı. Yanımdan geçerken şöyle bıyıklarımı titrete titrete kokladım. Korktuğum başıma gelmese bari!
İkinci Gün
Dünden beri deli gibi her yeri kokluyorum. Bir şey değil, tik kalacak. Odanın kapısının altından aldığım kokuya da bakılırsa, kesin bir iş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="../wp-content/uploads/2010/09/okkesim.jpg"><img title="okkesim" src="../wp-content/uploads/2010/09/okkesim.jpg" alt="" width="483" height="322" /></a></p>
<p><strong>Birinci Gün</strong><br />
Annem bugün elinde bir kutuyla geldi. Önce bana oyuncak getirdi sandım ama apar topar kutuyu yatak odasına götürüp kapıyı da kapadı. Yanımdan geçerken şöyle bıyıklarımı titrete titrete kokladım. Korktuğum başıma gelmese bari!</p>
<p><strong>İkinci Gün</strong><br />
Dünden beri deli gibi her yeri kokluyorum. Bir şey değil, tik kalacak. Odanın kapısının altından aldığım kokuya da bakılırsa, kesin bir iş çeviriyor bu kadın! Genel hali de bir tuhaf zaten. Ökkeş, Ökkeş diyerek gezerdi evde, dünden beri -ne demekse- Armut, Armut diyor. Canı meyve mi çekiyor ne? Canııım annemmm.</p>
<p><strong>Üçüncü Gün</strong><br />
Canı çıksın! Eve bebek kedi getirmiş hain kadın! Armut dediği şey de oymuş meğer. İsme bak hizaya gel, Armut! Bir lokmada yutarım ben onu.</p>
<p><strong>Dördüncü Gün</strong><br />
Bir bıraksalar atlayacağım üzerine de, kontrol altındayız. Tam usul usul yaklaşıyorum ensesine, hooop kucaklayıp kaçırıyorlar. Bu arada kardeşim oluyormuş bu çelimsiz. Benim gibi dalyana, böyle kardeş, olacak şey değil, rezalet! Kafası patim kadar ya!</p>
<p><strong>Beşinci Gün</strong><br />
Dur ya günlük. Galiba iyi bir şey bu kardeş işi. Bir yalıyorum, bir yalıyorum kafasını, aklın durur. Gözlerini de yalamak istedim ama bağırdı. Zaten patim kadar boyu, böyle bir patimle basıyorum üzerine, yala babam yala. Arada annem gelip alıyor gerçi elimden ama olsun. Bugüne kadar bana aldığı en güzel oyuncak diyebilirim.</p>
<p><strong>Altıncı Gün</strong><br />
Yakaladığım yerde ısırmazsam bana da Ökkeş demesinler! Küçük beyin paraziti var diye bana da iğrenç bir şey içirdiler. Gitsin bu, gitsin! İstemiyorum!</p>
<p><strong>Yedinci Gün</strong><br />
Yok, yok günlük, vazgeçtim kalsın. Bacaksızın bir lezzetli mamaları var ki, arkasını döndüğü an koca tabağı mideye indiriyorum. Tabağın boşaldığını görünce kuyruğu diken diken oluyor, oh olsun!</p>
<p><strong>Sekizinci Gün</strong><br />
Buyur buradan yak! Mamasını saklıyorlar benden, yetmez gibi bir de benim mamama dadandı haylaz. Aldığım terbiye gereği, yemek yerken ve su içerken dokunmuyorum ama tepelemem yakındır.</p>
<p><strong>Dokuzuncu Gün</strong><br />
Ay ne gıcık bir şeymiş bu ya! Bit kılıklı, bacaksız, yer elması! Gidip yatağın arkasına giriyor, çıkaramıyorum. Mamadan da olduk zaten. Bir de pis ki, tuvaletini yapıyor, kapatmadan çıkıyor. Bıktım valla, günde 50 kere kaka kapatmaktan. Tavşan gibi küçük küçük 5 ayrı noktaya yapıyor bir de her seferinde. Suyu ısındı bunun!</p>
<p><strong>Onuncu Gün</strong><br />
Yorgan gitti kavga bitti! Desem de inanma günlük! Balkondan attım bunu, fark etmesinler diye epey uğraştım ama anında anladılar. Geceyi yatak odasında tek başıma geçirdim. Annem sürekli ağlıyor, Armut’um diyor başka şey demiyor. Offf off, ters tepti!</p>
<p><strong>Onbirinci Gün</strong><br />
Bir balkon sefamız vardı, bücürü attık ondan da olduk, iyi mi? Sürekli kapı çalıyor. Kurtlu Armut’u görmeye geliyorlar, resmen havada parende atıp, sırtüstü kendi eksenimde döndüm, kimse ilgilenmedi.</p>
<p><strong>Onikinci Gün</strong><br />
Bu işin en iyi tarafı ne biliyor musun günlük. Annem artık, beni şekilden şekle sokup fotoğrafımı çekmeye çalışmıyor. Pek rahatladım!</p>
<p><strong>Onüçüncü Gün</strong><br />
Skandal! Armut’un bir internet sitesinde uygunsuz fotoğrafları yayınlanmış. Nasıl bir iş aldık başımıza Yarabbi!</p>
<p><strong>Ondördüncü Gün</strong><br />
Bugün annemi onun göbeğini öperken yakaladım. Yıkıldım günlük! Üstelik o kadar da pis kokuyor ki, buna rağmen öpüyor ya, öpüyor!</p>
<p><strong>Onbeşinci Gün</strong><br />
Her şeye ortak oldu! Kullanmadığım yatağı ve tırmalama tahtasını ona bağışlamıştım zaten. Ama yok, kıskanç böcek, geldi benim koltuğumu tırmaladı. Perdeyi de yırtmış! Öyle de pis bir yerden yırtmış ki, önceki yırtıklara hiç uymuyor! Sürekli perdenin etrafında geziyorum annem olacak kadın görsün diye ama yok! Dur şuraya bir kusayım da, iş çıksın!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/buyuk-kedinin-gunlugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük Kedinin Günlüğü</title>
		<link>http://www.kerizella.com/kucuk-kedinin-gunlugu.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/kucuk-kedinin-gunlugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 19:35:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[Armut]]></category>
		<category><![CDATA[özledim sadece]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[korkuyorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=576</guid>
		<description><![CDATA[Birinci Gün
Bugün beni alıp yeni evime getirdiler. Artık burada yaşayacakmışım. Ah be günlük, bıktım kedinin inciği misali oradan oraya taşınmaktan. Sürekli seferiyim, Allah sonumu hayır etsin.
Eski evde 6-7 büyük kedi vardı. Ama inan, buraya geldiğime geleceğime pişman oldum. Uzaktan şöyle bir gördüm, sarı bir şey var evde, koğuş ağası gibi bıyık titretti bana. Bir daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/minikarmut.jpg"><img class="size-medium wp-image-577 alignleft" title="minikarmut" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/minikarmut-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a>Birinci Gün</strong><br />
Bugün beni alıp yeni evime getirdiler. Artık burada yaşayacakmışım. Ah be günlük, bıktım kedinin inciği misali oradan oraya taşınmaktan. Sürekli seferiyim, Allah sonumu hayır etsin.</p>
<p>Eski evde 6-7 büyük kedi vardı. Ama inan, buraya geldiğime geleceğime pişman oldum. Uzaktan şöyle bir gördüm, sarı bir şey var evde, koğuş ağası gibi bıyık titretti bana. Bir daha karşılaşmasak bari. Geldiğim evdekiler ne iyilerdi.</p>
<p><strong>İkinci Gün</strong><br />
Galiba beni alan kadın bir manav. Armut, armut diye geziyor evin içinde. Bu arada dün gördüğüm bıyıklının ismi Ökkeş’miş. İçim ürperdi. Henüz karşılaşmadık ama kapının altından nefesini hissediyorum. Güzel kokuyordu.</p>
<p><strong>Üçüncü Gün</strong><br />
Bıyıklarınız dökülsün e mi! Armut benim ismimmiş! Zaten Ökkeş Efendi yedi yiyecek, iyice karizmayı yerle bir ettiniz. Hiç yoktan bir Şerafettin deseydiniz. Armut! Oyuncak olduk ellerinde, bir de şirinlik olsun diye “Aymut” demezler mi?! Şeytan diyor, çak iki pati gözüne, şimşekler çaksın.</p>
<p><strong>Dördüncü Gün</strong><br />
Ökkeş’le beni kontrollü olarak karşılaştırıyorlarmış. Kontrolsüz yaratıklar! Adam ensemde sürekli, 5 kat büyük benden üstelik. Neymiş kardeşini seviyormuş. Nereden kardeş oluyoruz onu da anlamadım ya! Ben istemiyorum kardeş mardeş, bırakın beni, bırakııııınn!</p>
<p><strong>Beşinci Gün</strong><br />
Galiba Ökkeş’i biraz sevmeye başladım. Kafamı yalayınca hoşuma gidiyor. Ama ipin ucunu da kaçırıyor bazen, azıcık dirensem patisiyle yere sabitleyip yalamaya devam ediyor. Viyaklamayı keşfettim. Ne zaman viyaklasam manav kadın koşarak gelip kurtarıyor beni. Laf aramızda günlük, bazen sırf Ökkeş’e gıcıklık olsun diye mahsustan viyaklıyorum. O sapsarı kedi bir morarıyor görmelisin!</p>
<p><strong>Altıncı Gün</strong><br />
Ödüm koptu! Yine o iğrenç kutuya koyup beni arabaya attılar. Kutu Çin malı mıdır nedir, nasıl rahatsız. Aha dedim, yine gidiyoruz başka eve. Tam da Ökkeş’le iletişim kurmaya başlamıştık. Neyse ki eve geri döndük diyeceğim ama gittiğimiz yer de çok iç açıcı değildi. Doktor amca oramı buramı kontrol etti, bir de tatsız tuzsuz bir şey içirdi, midem kalktı vallahi. Neymiş, parazit varmış. Size ne kardeşim benim parazitlerimden!</p>
<p><strong>Yedinci Gün</strong><br />
Çok açım be günlük! Manav kadın özene bezene mama hazırlıyor, iki lokma alıp biraz gezeyim diyorum, bir dönüyorum ki Ökkeş ayısı, tabağı sünnetlemiş bile! Ağzımı da bozdum ama vallahi sinirim çok bozuk. Hayır, soluksuz yemek istemiyorum, formuma dikkat etmem gerek, azar azar ama sık sık yiyin diyordu Seda Sayan televizyonda. Bu Ökkeş, kadın programı da seyretmiyor anlaşılan!</p>
<p><strong>Sekizinci Gün</strong><br />
Yemek sorunsalı çözüldü nihayet. Tabağım bitmeden ara verdiğimde, hemen viyaklıyorum. Manav kadın gelip tabağımı saklıyor. 10 dakika sonra yine getiriyor koyuyor önüme. Az daha yiyip yine viyaklıyorum. Bu arada intikamımı da alıyorum. Ökkeş’in mamasına dadandım. Yiyorum, yiyorum, yiyorum.</p>
<p><strong>Dokuzuncu Gün</strong><br />
Keyfim yerinde. Bazı konuları aşmış bulunuyorum. Ökkeş’in giremeyeceği birkaç dar nokta tespit ettim. Onu gıcıklandırıp, gidip oralara giriyorum. Söylene söylene çıkmamı bekliyor. Bir de, tuvaletimi yapıp üzerini kapatmıyorum. Ökkeş, her defasında peşimden girip itinayla tek tek kapatıyor yaptıklarımı. Sen misin ensemi ısıran. Al sana, al sana!</p>
<p><strong>Onuncu Gün</strong><br />
Yok günlükçüğüm, yok! Mamamı da yesin, kakamı da kapatmasın, razıyım. Ne belalıymış bu sarı çıyan! Bugün beni balkondan attı! Manav kadın apar topar bir yere götürdü beni. Bir kurcaladılar, bir kurcaladılar sorma. 5 tane iğne yedim onun yüzünden, burnum da kanadı. Kim kaybetti peki? Tabii ki o! Geceyi yatak odasında tek başına geçirdi, ben manav kadınla baş başa salonda kaldım. Kucağından indirmiyor beni, sıcacık. Tamam biraz canım yandı ama iyice kıymete bindim.</p>
<p><strong>Onbirinci Gün</strong><br />
Havasızlıktan gebermek üzereyiz! Ökkeş denen sarı, beni yeniden oradan buradan atmasın diye, şimdi de kontrollü olarak havalanıyoruz. Bu kontrol meselesinden çok sıkıldım. O kadar kontrollüysen kedine sahip çık dedim manav kadına. Tınmadı.</p>
<p>Sirk hayvanı gibi olduk zaten. Gelene geçene beni gösteriyor. Allah bilir bilet de kesiyordur bu kapıda. Üstelik bugün beni severken, nonoşum dedi. Çok gururuma dokundu be günlük.</p>
<p><strong>Onikinci Gün</strong><br />
Şakırt, şakırt, şakırt… Yeteeerrrr! Elinde bir makine, yatsam fotoğrafımı çekiyor, kalksam fotoğrafımı çekiyor. Sapık mıdır nedir anlamadım! Şöyle bacaklarımı açıp sere serpe yatamıyorum.</p>
<p><strong>Onüçüncü Gün</strong><br />
Uğursuz gün bugün işte günlük! Onüçüncü gün ve manav kadın bacaklarım açıkken çektiği fotoğrafı cümle aleme göstermiş, hem de internette! Sitenin kapatılması için mahkemeye başvurmayı düşünüyorum. Tanıdığın iyi bir avucat var mı?</p>
<p><strong>Ondördüncü Gün</strong><br />
Göbeğimi öpüp duruyor. Bir punduna getirsem diye nicedir bekliyordum. Bugün tam o göbeğimi öperken, fıısss. Bir kokuttum ortalığı, sorma. Sıkıysa bir daha öpsün göbeğimden.</p>
<p><strong>Onbeşinci Gün</strong><br />
Tırmalama tahtası var evde. Gıpgıcır bir şey, tırmaladım tırmaladım tırmaladım. Sonra bir baktım Ökkeş koltuğa çalışıyor. E benim neyim eksik, ben de koltuğa giriştim. Laf aramızda perdeyi de yırttım ama manav kadın görmedi henüz. Zaten her yer delik deşik.</p>
<p>Bu arada benim fısss kalıcı bir çözüm değilmiş. Kadın hala göbeğimi öpüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/kucuk-kedinin-gunlugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalnızken Kedi İle Girilen Diyaloglar</title>
		<link>http://www.kerizella.com/yalnizken-kedi-ile-girilen-diyaloglar.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/yalnizken-kedi-ile-girilen-diyaloglar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 19:20:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[özledim sadece]]></category>
		<category><![CDATA[Ben nasıl Kerizella oldum?]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=572</guid>
		<description><![CDATA[Ökkeş, kalorifer tepesinde iki ayağının üzerine kalkmış, duvarda asılı duran tabloyu pati darbeleriyle bir sağa bir sola sallar durur.
Alev: “Ökkeeşş, bırak onu düşüreceksin!”
Ökkeş: …………
Alev: “Kime diyorum yaaa, bıraksana, in oradan aşağı, kaldırma beni ayağa!”
Ökkeş: …………
Alev: “Oğlum, yapmasana ya anlamıyor musun(!), sana söylüyorum!”
Ökkeş: …………
Alev: “Off, naparsan yap yaa senle mi uğraşacağım şimdi?”
Ökkeş: …………
* * *
Alev, ayak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/yastikyorgan.jpg"><img class="size-medium wp-image-573 alignleft" title="yastikyorgan" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/yastikyorgan-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a>Ökkeş, kalorifer tepesinde iki ayağının üzerine kalkmış, duvarda asılı duran tabloyu pati darbeleriyle bir sağa bir sola sallar durur.</p>
<p>Alev: “Ökkeeşş, bırak onu düşüreceksin!”</p>
<p>Ökkeş: …………</p>
<p>Alev: “Kime diyorum yaaa, bıraksana, in oradan aşağı, kaldırma beni ayağa!”</p>
<p>Ökkeş: …………</p>
<p>Alev: “Oğlum, yapmasana ya anlamıyor musun(!), sana söylüyorum!”</p>
<p>Ökkeş: …………</p>
<p>Alev: “Off, naparsan yap yaa senle mi uğraşacağım şimdi?”</p>
<p>Ökkeş: …………</p>
<p>* * *</p>
<p>Alev, ayak seslerini duyarak kapının iç kısmında bağıran Ökkeş’e seslenerek, bir yandan doğru anahtarı bulmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Ökkeş: “Maauuuuuuiiii”</p>
<p>Alev: “Oğğğluuum, ben geldiiiiim. Dur anahtarı bulayım giricem içeri.”</p>
<p>Ökkeş: “Beeeeuuuuu”</p>
<p>Alev: “Tamam kuzum ağlama, bak kapıdayım, az bekle.”</p>
<p>Ökkeş: “Booouuuuuvvv”</p>
<p>Alev: “Ay bi sakin ol yavrum yaa, kırk tane anahtar var, napayım?”</p>
<p>Ökkeş: “Moooouuuuvv”</p>
<p>Alev: “Ay senin o küçük kulaklarını yerim beennnn, nasıl da duyar da konuşurmuş benimle.”</p>
<p>Komşu Adam: “İyi günler Alev Hanım, bir sorun mu var?”</p>
<p>Alev: “Ehem, şey, yoo, Ökkeş yani şey kediyle konuşuyorum da”</p>
<p>Komşu hızlı adımlarla evine girer ve kapısını kapatır.</p>
<p>* * *<br />
Ökkeş, uyku mahmuru gözleri kısık kısık dolanmaktadır.</p>
<p>Ökkeş: “Ggggrrrrrr”</p>
<p>Alev: “Oyy benim küçük danamın uykusu mu gelmişşşş.”</p>
<p>Ökkeş: “Ggrrrrraaaa”</p>
<p>Alev: “Gel bi göbüşünü seveyim senin”</p>
<p>Ökkeş: “Mrrrrr”</p>
<p>Alev: “Ay yerim tüylü yaratık seni, hanimiş göbüşü, bıcıbıcıbıcı”</p>
<p>Ökkeş: Haarttt!</p>
<p>Alev: “Ne ıssırıyosun bee! Adam gibi söylesene!”</p>
<p>* * *</p>
<p>Alev, eve girer ve henüz ayakkabılarını çıkaramadan Ökkeş üzerine tırmanmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Alev: “Neler yaptın sen bakayım ben yokken?”</p>
<p>Ökkeş: “Miiuuvv” (En sevimli ses tonuyla)</p>
<p>Alev: “Aaaa, suyunu dökmüşsün ama?!”</p>
<p>Ökkeş: “Miiuuvv” (En sevimli ses tonuyla)</p>
<p>Alev: “Ay bu ne Ökkeş ya? Neden yere attın kitapları?”</p>
<p>Ökkeş: “Miiuuvv” (En sevimli ses tonuyla)</p>
<p>Alev: “Olamaaazz! Bu kağıtlar lazımdı Ökkeş, neden parçaladın ki bunları?”</p>
<p>Ökkeş: Pııırrr. (Devekedisi, perdenin altına kafasını sokar, geri kalanı dışarıdadır.</p>
<p>* * *</p>
<p>Ökkeş: Tıııkkıııırttt, tık tık tık, tııkkıırrtt, pıtır pıtır pıtır pıtır, baaaaam (Plastik topunu parkenin üzerinde sürmekte ve sonrasında iyi bir sıçrayış yaparak, duvardaki saate pati atarak yere sert bir iniş gerçekleştirmiştir.)</p>
<p>Alev: “Oğlum, gel buraya seninle konuşalım.”</p>
<p>Ökkeş: Pıtır pıtır pıtır pıtır, baaaaam!</p>
<p>Alev: “Gel buraya dedim, bak aşağıda insanlar yaşıyor, gelirlerse seni ensenden tutar bahçeye fırlatıverirler, bunu ikimiz de istemeyiz değil mi?”</p>
<p>Ökkeş: Pıtır pıtır pıtır pıtır, baaaaam!</p>
<p>Alev: “Bak sokağa attırırlarsa seni sonra beni suçlamak yok, ben seni uyardım.”</p>
<p>Ökkeş: Pıtır pıtır pıtır pıtır, baaaaam!</p>
<p>Alev: “Sen beni anlamıyosun galiba?!”</p>
<p>* * *</p>
<p>Bir kez bile kendi yatağında yatmayan Ökkeş, durumu abartmış, ayaklarıyla yataktan aşağı ittirerek düşürmeye çalışmaktadır.</p>
<p>Alev: “Ya şimdi ben insanlık yaptım, seni ayak ucuma aldım diye mi bu hareket?”</p>
<p>Ökkeş: “Iıııııııııuuvv”</p>
<p>Alev: “Saçmalama Ökkeş! Bak çok kararlı ve sert bir ses tonum var! Saç-ma-la-ma! Biraz mantıklı ol(!?!) Burası benim yatağım.</p>
<p>Ökkeş: İttirmeye devam ederek “Iıııııııııuuvv”</p>
<p>Alev: “Yahu ben mi ineyim sepete? Hasta mısın sen, ittirmesene!”</p>
<p>Ökkeş: İttirmeye devam ederek “Iıııııııııuuvv”</p>
<p>Alev: “Tamam, ben içeri gidiyorum, sen burada yat ama bu son bak, bir daha olmasın!”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/yalnizken-kedi-ile-girilen-diyaloglar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden İki Kedi Sorusuna 10 Cevap*</title>
		<link>http://www.kerizella.com/neden-iki-kedi-sorusuna-10-cevap.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/neden-iki-kedi-sorusuna-10-cevap.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 19:11:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[özledim sadece]]></category>
		<category><![CDATA[keşkeler olmasa keşke]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=567</guid>
		<description><![CDATA[1) Birbirleriyle yeterince haşır neşir olduklarından, size sadece canınız istediğinde onlarla oyuna katılma lüksü kazandırır. Aksi takdirde, evde olduğunuz sürece, evin hanımı/beyi asla siz değilsinizdir. Onun oyun saatlerine uymak zorundasınızdır.
2) Anlamsızca oradan oraya koşturan bir kedi yerine, birbirini kovalayan iki kedi her zaman daha az ürkünçtür. En azından kedinizin neyi kovaladığını bilmek, içinizi rahatlatır!
3) Biri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/ikikedi.jpg"><img class="size-full wp-image-568 alignleft" title="ikikedi" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/ikikedi.jpg" alt="" width="281" height="422" /></a>1) Birbirleriyle yeterince haşır neşir olduklarından, size sadece canınız istediğinde onlarla oyuna katılma lüksü kazandırır. Aksi takdirde, evde olduğunuz sürece, evin hanımı/beyi asla siz değilsinizdir. Onun oyun saatlerine uymak zorundasınızdır.</p>
<p>2) Anlamsızca oradan oraya koşturan bir kedi yerine, birbirini kovalayan iki kedi her zaman daha az ürkünçtür. En azından kedinizin neyi kovaladığını bilmek, içinizi rahatlatır!</p>
<p>3) Biri kendini sevdirmezse, daima ikinci bir alternatifiniz vardır.</p>
<p>4) Kendini sevdirmeyen bir süre sonra gıcıklanıp, kendini sevdirmek için yanınıza gelecektir, Türkçesi: kıymete binersiniz.</p>
<p>5) Kısa süreli (1-2 gün) evden uzaklaşmanız gerektiğinde gözünüz eskisi gibi arkada kalmayacaktır. Evde kalan iki (ya da daha fazla sayıda) kediniz, birbirleri ile oynayacak ve oyalanacaklardır.</p>
<p>6) Kışın biri ayaklarınızı ısıtırken diğeri de göbeğinizin üzerinde olacaktır. Böylelikle karnım ağrıyor, üşüdüm, hasta oldum gibi dertleriniz ortadan kalkacaktır. (Yazın isilik olmanız durumunda yazar sorumluluk kabul etmemektedir!)</p>
<p>7) Görmemişin kedisi olmuş misali, önünüze gelene artık hep aynı kedinin maceralarını anlatmaktan kurtulursunuz, dönüşümlü olarak anlatacağınız kedi hikayeleriniz artık daha az kafa ütüleyici olacaktır.</p>
<p> <img src='http://www.kerizella.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Perdeler yırtıldığında hangisine kızacağınızı bilmediğinizden, susup oturursunuz. Bu zaman içerisinde size daha sakin, daha uysal, daha huzurlu bir mizaç kazandıracaktır. İlerleyen aşamalarda kafasına vur ekmeğini al kıvamında pamuk gibi bir insan oluverirsiniz.</p>
<p>9) Mama ve kum ihtiyacınızı tek kediye göre azar azar aldığınızda uzun vadede zarara girmiş olursunuz, oysa iki ya da daha fazla kedinin ihtiyaçlarını toptan alacağınız için, önümüzdeki 12 sene içerisinde yaklaşık olarak 954 TL, 58 KR kar elde etmiş olacaksınız.</p>
<p>10) Tek kediyi kucaklamak ve mıncırmak keyiflidir, ancak iki kediyi birden kucaklamak kadar keyifli bir şey yok! Kucağınızda aynı anda 2 göbek, 8 pati ve 4 kulak olduğunu düşünmek bile, sırıtmanıza neden olacaktır.</p>
<p>*Kedilerle ilgili platformda eski yazdıklarıma bakarken, kaybolup gitmesini istemediğim çok güzel anılara rastladım. Yazılar eski, duygular taptaze olarak o yazıları bloguma almaya karar verdim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/neden-iki-kedi-sorusuna-10-cevap.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seni Özlediğim İçin Utanıyorum Kedi!</title>
		<link>http://www.kerizella.com/seni-ozledigim-icin-utaniyorum-kedi.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/seni-ozledigim-icin-utaniyorum-kedi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 18:44:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[özledim sadece]]></category>
		<category><![CDATA[Ben nasıl Kerizella oldum?]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=452</guid>
		<description><![CDATA[Dün gece yine rüyamda gördüm onu; 1 hafta sonra öleli 5 ay olacak olan kedim, Ökkeş&#8217;i. Daha önce rüyamda gördüğümde bir türlü yanıma gelmiyor, hep uzaktan bakıyordu bana. Dün gece, öldüğünden beri ilk kez, rüyamda sarmaş dolaş olduk. Küsmüş bana, barışıyorduk.
Kendimden utanarak, ağlayarak, kalbimin üzerinde kocaman bir ağırlıkla uyandım. Uzun zaman, çok uzun zaman hem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-453" title="IMG_3233" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/03/IMG_3233-200x300.jpg" alt="IMG_3233" width="160" height="240" />Dün gece yine rüyamda gördüm onu; 1 hafta sonra öleli 5 ay olacak olan kedim, Ökkeş&#8217;i. Daha önce rüyamda gördüğümde bir türlü yanıma gelmiyor, hep uzaktan bakıyordu bana. Dün gece, öldüğünden beri ilk kez, rüyamda sarmaş dolaş olduk. Küsmüş bana, barışıyorduk.</p>
<p>Kendimden utanarak, ağlayarak, kalbimin üzerinde kocaman bir ağırlıkla uyandım. <strong>Uzun zaman, çok uzun zaman hem de, hiçbir şey bu kadar yüreğime oturmamıştı.</strong> Hiçbir şey bu kadar canımı yakmamıştı. Hayatımda ilk kez ölümü kabullenmem bu kadar zor oldu, hatta belki de kabullenemedim halen.</p>
<p>&#8220;Bir kedi için&#8221; halen bu derece içimin yanıyor olmasından utandım, utanmaya da devam ediyorum. Bu yüzden saklıyorum ağladığımı herkesten.</p>
<p>Aylardır ne zaman bilgisayarımda sakladığım fotoğraflarına rastlasam, bakışlarımı başka yere çevirip hızla kapatıyordum klasörleri. Bugün ilk kez, tek tek tüm fotoğraflara bakabildim. Yeniden kucağımda olduğunu, yeniden benimle oyunlar oynadığını, bilgisayarımın üzerinde yatıp beni güldürdüğünü düşündüm, durdum.</p>
<p><img class="size-medium wp-image-455 alignleft" title="IMG_3228" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/03/IMG_3228-300x200.jpg" alt="IMG_3228" width="300" height="200" /></p>
<p>Bir ara geceleri uyumadan önce, onun o tatlı hallerini düşünüp içimi ferahlatmaya bile çalıştım. Ama ne zaman onu düşünecek olsam, o kocaman taş geldi oturdu kalbimin üzerine. Son saatlerini, bana acı çektiğini söyler gibi miyavlamasını, gecenin 3&#8242;ünde kaskatı olmuş bedenini havluya sarıp yollara düşüşümüzü ve onu ellerimle toprağın altına bırakışımı atamadım hafızamdan. O güzel hatıraların orta yerinde pat diye geliverdi gözümün önüne o anlar hep.</p>
<p>Yıllardır savunduğum &#8220;birini en son nasıl görürsen, hafızanda hep öyle kalıyor&#8221; tezimi doğrulamış oldum. Misal, Hatice&#8217;yi hep balkonda bana el sallarken, babamı ölmeden bir kaç saat evvel öpeyim diye yanağını uzatırken, ablamı -ne yazık ki- tabutun içinde hatırlıyorum hep. Bir sürü güzel hatıranın arasında, bu son görüntüler gelip çakılıveriyor beynime.<img class="alignright size-medium wp-image-456" title="IMG_8015" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/03/IMG_8015-200x300.jpg" alt="IMG_8015" width="160" height="240" /></p>
<p>Evet utanıyorum aslında. Yaşadığım bir sürü başka sıkıntı varken, kedime ağlamaya, onu özlemeye devam etmek, utandırıyor beni. Aslında utandığım kısım, ayıplanma ihtimalim. Ben de pek çok insan gibi, başkalarının ne düşüneceğini düşünmeden edemiyorum sanırım.</p>
<p>Yine de elde değil, gerçekten uzun zamandır hiçbir şey bu kadar yüreğime oturmamıştı.</p>
<p>Sanırım uzun zamandır hiçbir şey, onun kadar çok bana ait olmamıştı. Hiçbir şey, onun kadar basit şeylerle güldürmemişti yüzümü.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/seni-ozledigim-icin-utaniyorum-kedi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Umarım Buluşmuşsunuzdur Bir Yerlerde!</title>
		<link>http://www.kerizella.com/umarim-bulusmussunuzdur-bir-yerlerde.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/umarim-bulusmussunuzdur-bir-yerlerde.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 11:34:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[Sorgulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Ben nasıl Kerizella oldum?]]></category>
		<category><![CDATA[keşkeler olmasa keşke]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Marul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=350</guid>
		<description><![CDATA[Bir fırsatını yakalayıp gidip görecektim onu, hatta bahçede oynarız koştururuz diye bile düşünüp hayal kurmuştum. Yine, bir kez daha ben o fırsatı yaratamadan olan oldu.
Diyorum, bağlanma hiçbir şeye, sevme. Kimseyi sevme. Kimseyi özleme. Ne kedi, ne köpek, ne kuş, ne insan. Bırak birileri bir yerlerde birilerini sevsinler, özlesinler, kaybetsinler, üzülsünler. Sen sadece kendinle yaşa ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-351" title="oba" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/02/oba-300x200.jpg" alt="oba" width="270" height="180" />Bir fırsatını yakalayıp gidip görecektim onu, hatta bahçede oynarız koştururuz diye bile düşünüp hayal kurmuştum. Yine, bir kez daha ben o fırsatı yaratamadan olan oldu.</p>
<p>Diyorum, bağlanma hiçbir şeye, sevme. Kimseyi sevme. Kimseyi özleme. Ne kedi, ne köpek, ne kuş, ne insan. Bırak birileri bir yerlerde birilerini sevsinler, özlesinler, kaybetsinler, üzülsünler. Sen sadece kendinle yaşa ve sadece kendinle uğraş. Bırak, üzülen sen olma.</p>
<p>Böyle zamanlarda &#8220;sevmek ve özlemek&#8221; duygularının ne kadar kutsal ve insanı besleyen şeyler olduğunu reddedesim geliyor. Böyle durumlarda başka insanlar gibi, &#8220;Abi kedi köpek değil mi, sokakta binlercesi var, siktir et, tohumuna para mı saydın&#8221; diyebilmek istiyorum. Böyle durumlarda umurumda olmasın hiçbir şey ve hiçbir kayıp, kaldığım yerden devam edebileyim istiyorum.</p>
<p>Edemiyorum. Ben hep kalıyorum o yerde. Yüreğime dert oluyor.</p>
<p>Daha 2 gün önce ne kadar şanslı olduğunu konuşmuştuk Marul&#8217;un. 19 Mayıs 2009 günü (bu yüzden ilk adı Bayram olmuştu), kuyruğu hemen arkamdaki arabanın tekerinin altında kalmıştı ve ben o gün onu oradan almasaydım, ya başka bir araba ezecekti ya da pusuda bekleyen kargalardan biri kapacaktı onu. Aldım, baktım, yuva aradım.</p>
<p>Onu Bursa&#8217;ya götürmek için olmadık yöntemler denedim ve sonra hayatımın en güzel yolculuklarından birini yaptık onunla ve insanın kedi olup yaşayası geleceği kadar güzel bir eve, harika bir bahçeye ve gerçekten onu sahiplenen iki insana kavuştu. O çelimsiz, ürkek kedi inciği gitti, yerine bambaşka bir kedi geldi. Ama artık Marul yok <img src='http://www.kerizella.com/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Ardımızda bir sürü kırık parçamızı bırakarak yaşamaya devam ediyoruz. Ve her geriye dönüp baktığımızda canımızı yakıyor kırıklar&#8230;</p>
<p>Gerçekten insanlar için de hayvanlar için de ölümden sonra da yaşamın olduğuna dair kanıtlara ihtiyacım var!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/umarim-bulusmussunuzdur-bir-yerlerde.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seni Hiç Unutmayacağım İkibindokuz!</title>
		<link>http://www.kerizella.com/seni-hic-unutmayacagim-ikibindokuz.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/seni-hic-unutmayacagim-ikibindokuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Dec 2009 09:05:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[Ben nasıl Kerizella oldum?]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=301</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili getirdin, bebekler getirdin, dostlar getirdin.
Getirdiklerine sevinmeme fırsat tanımadan, bir sürü şey götürdün.
Utanmadın, sıkılmadın.
Senin yüzünden &#8220;Nasıl geçti ikibindokuz?&#8221; diye sorulduğunda bile gözlerim doluyor.
Defol git, arkana bile bakmadan.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili getirdin, bebekler getirdin, dostlar getirdin.</p>
<p>Getirdiklerine sevinmeme fırsat tanımadan, bir sürü şey götürdün.</p>
<p>Utanmadın, sıkılmadın.</p>
<p>Senin yüzünden &#8220;Nasıl geçti ikibindokuz?&#8221; diye sorulduğunda bile gözlerim doluyor.</p>
<p>Defol git, arkana bile bakmadan.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/seni-hic-unutmayacagim-ikibindokuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ökkeş Yok Artık&#8230;</title>
		<link>http://www.kerizella.com/okkes-yok-artik.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/okkes-yok-artik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 04:11:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[Önceki gece sıçrayarak uyandım uykumdan, &#8220;Ökkeş ölüyordu rüyamda, çok korktum.&#8221; dedim. &#8220;Ömrü uzamış, üzülme uyu hadi&#8221; diyerek teselli etti beni.
Sabah kalktık, Bengi&#8217;lerle buluştuk, nefis bir kahvaltı. İstanbul soğuk mu soğuk, fırtına geldi geliyor. Sonra kahve faslı, derken çizim yaptık Bengi&#8217;yle, daha doğrusu o çizdi, ben taklit etmeye çalıştım. Dünya tatlısı bir kedi çizdi. İçimden &#8220;Bunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki gece sıçrayarak uyandım uykumdan, &#8220;Ökkeş ölüyordu rüyamda, çok korktum.&#8221; dedim. &#8220;Ömrü uzamış, üzülme uyu hadi&#8221; diyerek teselli etti beni.</p>
<p>Sabah kalktık, Bengi&#8217;lerle buluştuk, nefis bir kahvaltı. İstanbul soğuk mu soğuk, fırtına geldi geliyor. Sonra kahve faslı, derken çizim yaptık Bengi&#8217;yle, daha doğrusu o çizdi, ben taklit etmeye çalıştım. Dünya tatlısı bir kedi çizdi. İçimden &#8220;Bunun adı Ökkeş olsun&#8221; demek geçti ama her iki lafımdan birinin Ökkeş olmasından da utanarak sustum. Yusuf&#8217;a Ökkeş&#8217;i anlattım uzun uzun, yaramazlıklarını, nasıl akıllı ve sevgi delisi bir kedi olduğunu&#8230; Sonra cep telefonumdan fotoğrafını gösterdim. O minik kafasına yastık yapmıştı bilgisayarın faresini, &#8220;asla yastıksız yatamaz, kumanda, sigara paketi ne bulursa yastık yapar kendine.&#8221;</p>
<p>Annem aradı biz yeniden yoldayken, hasta olduğunu söyledi Ökkeş&#8217;imin. Aklımdan &#8220;Kimbilir yine ne yedi, ishal oldu.&#8221; diye geçirdim. Gülerek &#8220;ölse de kurtulsam&#8221; dedim. Bilseydim&#8230;</p>
<p>* * *</p>
<p>Evimizden ayrılırken geçen hafta, son kalan kolilere yapıştı ve çıkmak istemedi evden. Kimse inanmıyordu belki ama, o bana gerçekten tüm hissettiklerini anlatıyordu, bazen sadece bakarak, bazen miyavlamasıyla, bazen susup kalmasıyla. Kucağıma aldım onu, sana söz veriyorum, havalar ısınsın daha güzel bir evimiz olacak, dedim. Patisiyle çeneme dokundu ve çıktık evden. O eve birlikte, dört beş parça eşya ile girmiş, o evde çok anı biriktirmiştik.</p>
<p>Saçma gelecek elbette birilerine, hiç açıklama yapacak gücüm de yok ki. Ama kısaca millet kıçını yırtıyorken mutlu olmak için, biz sadece sahiplendik birbirimizi. Ve sadece basit bir duyguydu bizim mutluluğumuzu sağlayan, o bana ben ona bakıyordum. O beni ben onu büyütüyordum. O bana, ben ona muhtaçtım. O kadar eşittik ki&#8230;</p>
<p>Ağladığımda kocaman olmuş kıpkırmızı burnumu alırdı patilerinin arasına ve uzun uzun bakardı gözlerime. Hiç sesi çıkmaz, hiç yaramazlık yapmazdı böyle zamanlarda. Şimdi kucağımda olsa -hoş bu kadar kırmızı olmazdı burnum o zaman ama- yine burnuma yanaklarıma dokunur, silerdi gözyaşlarımı.</p>
<p><img class="size-full wp-image-214 alignleft" title="okkes1" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2009/11/okkes1.jpg" alt="okkes1" width="200" height="300" />Onunla uğraşmayı çok seviyordum, yaramazlıklarını anlatıp şikayet ederken bile gülüyordum hınzır hınzır. Çünkü ben neden olmuştum onun bu derece sevgi delisi ve yaramaz olmasına. Henüz yeni yürüyen bir bebekken yapıştığında paçama, o gün anlamıştım tepeme çıkaracağımı. Her gece bir pışpış ritüelimiz vardı mesela. Kucakta bir süre sağa sola sallanır, ancak ondan sonra uyurdu. O gün ne yaşamış olursam olayım, patisiyle yanaklarıma dokunurken onu kucağımda sallamak ve mis kokulu kafasından öpmek, ilaç gibi gelirdi bana. Benim ona değil, aslında onun bana hükmettiğini biliyordum ve rahatsızlık da vermiyordu bu. Bir kez olsun sesimi yükseltmemiş olmam, yasaklar koyarken bile &#8220;lütfen&#8221; diyerek onu öpücüğe boğmam, tüm ipleri onun eline vermişti, ama ben bu durumu kabul ederken bile gülüyordum. Onun şımarıklığı, yaramazlıkları, beni omzumdan, kucağımdan aşağı bir an olsun inmek istemeyecek kadar çok sevmesi, hoşuma gidiyordu.</p>
<p>* * *</p>
<p>Annem aradı, hasta olduğunu söyledi Ökkeş&#8217;imin. Ciddiye almadım, konduramadım çünkü. Bir de ot süpürge yer kusar, mutfaktan birşeyler çalar ishal olurdu, annem her yaramazlığını hastalık sanardı.</p>
<p>Bir kaç dakika içinde gelen bir başka telefon üzerine eve doğru yol almaya başlamıştım bile.</p>
<p>Merdivenleri çıkarken, içim pır pır etti. Ökkeş kapıda beni karşılayıp, patilerini üzerimdeki kıyafete geçirip kucağıma çıkmak isteyecekti hemen. Onu kucakladıktan sonra halıya oturup, göbeğini öpecektim. &#8220;Hani nerde senin pillerin, gerçek olamazsın sen, gerçek hiçbir şey bu kadar tatlı olamaz, sen olsan olsan oyuncaksın, içinde can yok senin&#8221; diyecektim.</p>
<p>Meğer içinde can yokken de çok tatlıymış benim oğlum&#8230;</p>
<p>* * *</p>
<p>Kapıda karşılamadı beni, koştum gittim yanına, öylece yatıyordu. Kafasını kaldırıp yüzüme bakamadı bile. Kucağıma aldım, gözlerini araladı, bir bebek gibi sarmaladım onu, bir bebek gibi patisini göğsüme dayadı.</p>
<p>Koşarak gittik veterinere. Saatlerce acı çekti, al beni götür burdan der gibi baktı gözlerime. Yapılabilecek her şeyi fazlasıyla yaptığını, benim yapmam gereken şeyinse sadece onu sıcak tutmak ve vücut ısısını yükseltmeye çalışmak olduğunu söyledi veteriner. Kocaman bir havluya sarıp, eve döndük.</p>
<p>* * *</p>
<p>Kat kat örtüler, kaloriferin önünden özel yer, sıcak su torbaları&#8230; Kulakları ve patileri buz gibiydi yine de. Aslında &#8220;yapılabilecek her şeyi yaptık, sıcak tutun yeter, bundan sonra bekleyeceğiz&#8221; derken veterinerin &#8220;ölmesini bekleyeceğiz&#8221; dediğini çok iyi anlamıştım. Anlamıştım ama konduramamıştım bir türlü. Gencecik, dünya tatlısı kedim neden ölsündü ki durduk yere&#8230;</p>
<p>Sürekli kulaklarını ve patilerini kontrol ettim. Bir ara ısındılar bile. Hemen müjde verdim telefonda sevgilime, benimle birlikte sevindi. Aradan biraz zaman geçmişti ki, ağlamaya başladı oğlum. Acı çekiyor ve gözleri kısık çaresizce bana bakıyordu. Defalarca öptüm onu, patilerini ısıtmaya çalıştım avuçlarımda.</p>
<p>Saat gece 2 ye geliyordu, başucunda üşüyen patisi avcumun içinde dalmışım uykuya. Saat gece 3 e gelirken gözlerimi açtığımda, diğer patisiyle de parmaklarıma sarılmış buldum onu. Kaskatıydı.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-216" title="okkes2" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2009/11/okkes2.jpg" alt="okkes2" width="200" height="300" />Kulaklarından ve yanağından öptüm, üzerinde yattığı havluya sardım onu. Kucaklayıp çıkarken evden son kez, kardeşi şaşkın gözlerle bize bakıyordu. Yere eğildim, vedalaşmaları için çağırdım onu yanımıza. Normalde asla yaklaşmayan kedi, geldi, baktı, kokladı. Gitmeyin der gibi sürtündü bacaklarıma ve biz onun şaşkın bakışları arasında, oğlumun en sevdiği şeyi yaparak, son kez arabayla yola çıktık.</p>
<p>* * *</p>
<p>Ölmek ne demek bugün biraz daha anladım ben. Parça parça bırakıyorsun evrene bir şeylerini. Sürekli kopuyor bir parçan. En sona kalan şey, o tek nefes. Aslında zamanla ölüyor canlılar, zamanla ufak ufak ölüyoruz ve en küçük parçamız da gidince veriyoruz son nefesimizi.</p>
<p>Ben hayatımın son 2.5 senesini bir annenin bebeğiyle ilgilendiği gibi ilgilendiğim kedimle geçirdim. Ve sahip olduğum en büyük parçalardan biri daha gitti bugün, üstelik ona en çok ihtiyacım olduğu bir günde.</p>
<p>Ben biraz daha yaklaştım ölüme. Ölüm zaten hep benimle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/okkes-yok-artik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>119</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
