Sana Cevaplar Hazırladım Ciaaan!

Karşına çıkan küçük fırsatların kaçının hakkını verebildin hiç sorabildin mi kendine? ruhunu okşayan o saniyeleri elinden kaçırmadan kaç kez sarabildin? Sonrasında ah keşke demediğin kaç fırsat var ellerinde? Geceleri sarılıp sarılıp uyuduğun kaç mutluluk var?

Kerizella’yım ben oğlum! Küçük fırsatları değerlendirir, aynı zamanda ruhumu okşayan o saniyeleri de kaçırırım elimden. Ama tamamen sakarlığımdan olur bu, belki beceriksizliğimden.

Ah keşke, demiyorum artık! Dememeliyim! Keşkelerim, milatlarımdan birinin öncesinde kaldı, hep kalmalı orada. Ertelememek zorundayım hiçbir şeyi. Yaşamak zorundayım, aklıma eseni, canımın çektiğini. Çıkmalıyım aklımdaki yollara, sormadan, sorgulamadan, korkmadan. Kaybolacağımı bilsem de ve hatta kaybolsam da, çıkmalıyım aklımın yollarına.

Geceleri sarılıp sarılıp uyurum mutluluğuma. Gözümden uyku akar, yine de teslim etmem kendimi uykuma. Daha, daha, daha çok düşünürüm yaşadığım güzellikleri, heyecanı, yüreğimin pırpır seslerini. Uyumamalıyım, daha az uyumalıyım. Daha çok düşünüp, daha çok hayal etmeliyim yaşadıklarımı. Sabahları daha mutlu uyanmak için. Uyandığımda, ilk aklıma gelen kişiye daha çok sarılmak için uykularımda.

Susup düşünmek mi zor, konuşup saçmalamak mı? Gidip de dönmemek mi zor, kalıp da yol gözlemek mi? Sorgulamak mı zor, yoksa kayıtsız kabullenmek mi? Giden mi terkeden aslında, yoksa kalan mı?

“Konuştuğun zamanlar kadar, sustuğun zamanlar da anlamlı olsun insanlar için…” Babamın, kulağıma küpe olan sözlerinden biri, o geldi aklıma.

Susup düşünmek bazen nasıl da anlamlı… Ve ne kadar zor bazen… Böyle kapkaranlık, virajlı bir yolda, kıvrılırken sağa sola ve dokundukça yüreğine yüreğine içinde bulunduğun durum, nasıl da zor susup düşünmek. Kolayına kaçmak ve konuşup saçmalamak geliyor insanın içinden. Sustukça, susuştukça, daha çok dalıyorsun durumun içine, daha çok sığmıyor için içine. Daha çok sarılmak istiyorsun.

Ve bazen sarılmak, sokulmak yetmiyor. Sığınmak geliyor içinden.

Gidip de dönemeyen de oldum, kalıp da yol gözleyen de. Gidip de dönememek ne büyük çaresizlik! Kendinle beraber, kalıp yol gözleyeni de üzdüğün için üzülürsün bir daha, bir daha. Yol gözlerken bir ümidin olur da, dönemedin mi güçsüz hissedersin kendini.

Aslında hiç konuşmak da istemiyorum bu gitmelerden şimdi… Keşke hiç gitmese(m)!

Kayıtsız kabullenmedim hiçbir şeyi, sorguladım daima.

Kayıtsız kabullenmek bir tercih olamaz bana göre. Yapı meselesi sanki? Ama bazen, bazı durumları sorgulamadan kabullensem, daha mı iyi olacak her şey diye düşünmeden de edemiyorum.

“Giden mi terk eden aslında, yoksa kalan mı?” Ben demedim mi sana bugün, gitmekten, kalmaktan bahsetmek istemiyorum diye ciaaan!

”Özeleştiri” kağıt kesiği gibi can yakabilir bazen…

Yandım!

(Cihan’ın soruları üzerine…)

2 comments

  1. sevie diyor ki:

    “Bir varmış, bir yokmuş” diye, düz çizgi ile çizilir prenseslerin kaderleri. Kerizella ise, daima yamuk da olsa kendi kader çizgisini çizer. Baktıkça çizdiklerine, mutlu olur kendince. Varsın kırık olsun topuğu. Onun mutluluğu, gökten düşen 3000 elmaya bedel.

  2. Kerizella diyor ki:

    Karı koca vurun Kerizella’ya!

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*



Nerelerde?

Sihirli Değnek