Ökkeş Yok Artık…
Pazar, Kasım 1, 2009 6:11Önceki gece sıçrayarak uyandım uykumdan, “Ökkeş ölüyordu rüyamda, çok korktum.” dedim. “Ömrü uzamış, üzülme uyu hadi” diyerek teselli etti beni.
Sabah kalktık, Bengi’lerle buluştuk, nefis bir kahvaltı. İstanbul soğuk mu soğuk, fırtına geldi geliyor. Sonra kahve faslı, derken çizim yaptık Bengi’yle, daha doğrusu o çizdi, ben taklit etmeye çalıştım. Dünya tatlısı bir kedi çizdi. İçimden “Bunun adı Ökkeş olsun” demek geçti ama her iki lafımdan birinin Ökkeş olmasından da utanarak sustum. Yusuf’a Ökkeş’i anlattım uzun uzun, yaramazlıklarını, nasıl akıllı ve sevgi delisi bir kedi olduğunu… Sonra cep telefonumdan fotoğrafını gösterdim. O minik kafasına yastık yapmıştı bilgisayarın faresini, “asla yastıksız yatamaz, kumanda, sigara paketi ne bulursa yastık yapar kendine.”
Annem aradı biz yeniden yoldayken, hasta olduğunu söyledi Ökkeş’imin. Aklımdan “Kimbilir yine ne yedi, ishal oldu.” diye geçirdim. Gülerek “ölse de kurtulsam” dedim. Bilseydim…
* * *
Evimizden ayrılırken geçen hafta, son kalan kolilere yapıştı ve çıkmak istemedi evden. Kimse inanmıyordu belki ama, o bana gerçekten tüm hissettiklerini anlatıyordu, bazen sadece bakarak, bazen miyavlamasıyla, bazen susup kalmasıyla. Kucağıma aldım onu, sana söz veriyorum, havalar ısınsın daha güzel bir evimiz olacak, dedim. Patisiyle çeneme dokundu ve çıktık evden. O eve birlikte, dört beş parça eşya ile girmiş, o evde çok anı biriktirmiştik.
Saçma gelecek elbette birilerine, hiç açıklama yapacak gücüm de yok ki. Ama kısaca millet kıçını yırtıyorken mutlu olmak için, biz sadece sahiplendik birbirimizi. Ve sadece basit bir duyguydu bizim mutluluğumuzu sağlayan, o bana ben ona bakıyordum. O beni ben onu büyütüyordum. O bana, ben ona muhtaçtım. O kadar eşittik ki…
Ağladığımda kocaman olmuş kıpkırmızı burnumu alırdı patilerinin arasına ve uzun uzun bakardı gözlerime. Hiç sesi çıkmaz, hiç yaramazlık yapmazdı böyle zamanlarda. Şimdi kucağımda olsa -hoş bu kadar kırmızı olmazdı burnum o zaman ama- yine burnuma yanaklarıma dokunur, silerdi gözyaşlarımı.
Onunla uğraşmayı çok seviyordum, yaramazlıklarını anlatıp şikayet ederken bile gülüyordum hınzır hınzır. Çünkü ben neden olmuştum onun bu derece sevgi delisi ve yaramaz olmasına. Henüz yeni yürüyen bir bebekken yapıştığında paçama, o gün anlamıştım tepeme çıkaracağımı. Her gece bir pışpış ritüelimiz vardı mesela. Kucakta bir süre sağa sola sallanır, ancak ondan sonra uyurdu. O gün ne yaşamış olursam olayım, patisiyle yanaklarıma dokunurken onu kucağımda sallamak ve mis kokulu kafasından öpmek, ilaç gibi gelirdi bana. Benim ona değil, aslında onun bana hükmettiğini biliyordum ve rahatsızlık da vermiyordu bu. Bir kez olsun sesimi yükseltmemiş olmam, yasaklar koyarken bile “lütfen” diyerek onu öpücüğe boğmam, tüm ipleri onun eline vermişti, ama ben bu durumu kabul ederken bile gülüyordum. Onun şımarıklığı, yaramazlıkları, beni omzumdan, kucağımdan aşağı bir an olsun inmek istemeyecek kadar çok sevmesi, hoşuma gidiyordu.
* * *
Annem aradı, hasta olduğunu söyledi Ökkeş’imin. Ciddiye almadım, konduramadım çünkü. Bir de ot süpürge yer kusar, mutfaktan birşeyler çalar ishal olurdu, annem her yaramazlığını hastalık sanardı.
Bir kaç dakika içinde gelen bir başka telefon üzerine eve doğru yol almaya başlamıştım bile.
Merdivenleri çıkarken, içim pır pır etti. Ökkeş kapıda beni karşılayıp, patilerini üzerimdeki kıyafete geçirip kucağıma çıkmak isteyecekti hemen. Onu kucakladıktan sonra halıya oturup, göbeğini öpecektim. “Hani nerde senin pillerin, gerçek olamazsın sen, gerçek hiçbir şey bu kadar tatlı olamaz, sen olsan olsan oyuncaksın, içinde can yok senin” diyecektim.
Meğer içinde can yokken de çok tatlıymış benim oğlum…
* * *
Kapıda karşılamadı beni, koştum gittim yanına, öylece yatıyordu. Kafasını kaldırıp yüzüme bakamadı bile. Kucağıma aldım, gözlerini araladı, bir bebek gibi sarmaladım onu, bir bebek gibi patisini göğsüme dayadı.
Koşarak gittik veterinere. Saatlerce acı çekti, al beni götür burdan der gibi baktı gözlerime. Yapılabilecek her şeyi fazlasıyla yaptığını, benim yapmam gereken şeyinse sadece onu sıcak tutmak ve vücut ısısını yükseltmeye çalışmak olduğunu söyledi veteriner. Kocaman bir havluya sarıp, eve döndük.
* * *
Kat kat örtüler, kaloriferin önünden özel yer, sıcak su torbaları… Kulakları ve patileri buz gibiydi yine de. Aslında “yapılabilecek her şeyi yaptık, sıcak tutun yeter, bundan sonra bekleyeceğiz” derken veterinerin “ölmesini bekleyeceğiz” dediğini çok iyi anlamıştım. Anlamıştım ama konduramamıştım bir türlü. Gencecik, dünya tatlısı kedim neden ölsündü ki durduk yere…
Sürekli kulaklarını ve patilerini kontrol ettim. Bir ara ısındılar bile. Hemen müjde verdim telefonda sevgilime, benimle birlikte sevindi. Aradan biraz zaman geçmişti ki, ağlamaya başladı oğlum. Acı çekiyor ve gözleri kısık çaresizce bana bakıyordu. Defalarca öptüm onu, patilerini ısıtmaya çalıştım avuçlarımda.
Saat gece 2 ye geliyordu, başucunda üşüyen patisi avcumun içinde dalmışım uykuya. Saat gece 3 e gelirken gözlerimi açtığımda, diğer patisiyle de parmaklarıma sarılmış buldum onu. Kaskatıydı.
Kulaklarından ve yanağından öptüm, üzerinde yattığı havluya sardım onu. Kucaklayıp çıkarken evden son kez, kardeşi şaşkın gözlerle bize bakıyordu. Yere eğildim, vedalaşmaları için çağırdım onu yanımıza. Normalde asla yaklaşmayan kedi, geldi, baktı, kokladı. Gitmeyin der gibi sürtündü bacaklarıma ve biz onun şaşkın bakışları arasında, oğlumun en sevdiği şeyi yaparak, son kez arabayla yola çıktık.
* * *
Ölmek ne demek bugün biraz daha anladım ben. Parça parça bırakıyorsun evrene bir şeylerini. Sürekli kopuyor bir parçan. En sona kalan şey, o tek nefes. Aslında zamanla ölüyor canlılar, zamanla ufak ufak ölüyoruz ve en küçük parçamız da gidince veriyoruz son nefesimizi.
Ben hayatımın son 2.5 senesini bir annenin bebeğiyle ilgilendiği gibi ilgilendiğim kedimle geçirdim. Ve sahip olduğum en büyük parçalardan biri daha gitti bugün, üstelik ona en çok ihtiyacım olduğu bir günde.
Ben biraz daha yaklaştım ölüme. Ölüm zaten hep benimle…







Ekim 31, 2009 21:17
; (
Ekim 31, 2009 21:41
Çok hüzünlendim ya. …NE diyeceğimi bilemiyorum. Böyle bir haberin beni bu kadar üzeceği aklıma gelmezdi. Sİz nasıl hissediyorsunuz kendinizi.
Ekim 31, 2009 21:45
keske diyecek sozum, yapacak birseyim olsa…keske
Ekim 31, 2009 22:28
=(
Kasım 1, 2009 00:36
Çok üzgünüm, dondum kaldım. Tüm kayıplar çok acıdır, bu da çok acıttı. Hepimiz yanındayız
Kasım 1, 2009 00:38
:/
Kasım 1, 2009 01:00
Çok üzüldüm Alev başın sağolsun
(
Kasım 1, 2009 01:01
Başın sağolsun Alev
Kasım 1, 2009 01:03
Kasım 1, 2009 01:04
Geçen ay kara şövalyemden ayrıldım aynı sebepten. Çok iyi anlıyorum seni
Kasım 1, 2009 01:04
Kasım 1, 2009 01:07
Kasım 1, 2009 01:16
çok üzüldüm alev, başınız sağolsun.
Kasım 1, 2009 01:18
başın sağolsun
Kasım 1, 2009 01:20
Kasım 1, 2009 01:25
Kasım 1, 2009 01:25
başın sağolsun.
Kasım 1, 2009 01:26
Alev’im ne diyeceğimi bilemiyorum…Şok oldum okuyunca… İnanmak istemedim Ökkeş’in gittiğine…Bir anda nasıl oldu? İnan dokunsalar ağlayacak durumdayım…Başın sağolsun canım arkadaşım…Zeynep’in de dediği gibi sen annelerin en güzeliydin ona…
Kasım 1, 2009 01:32
Yukarıdan bir yerden patisini uzatıyor sana, lütfen üzülme diyor, tekrar karşılaşacağız.. Başın sağolsun.
Kasım 1, 2009 01:34
puf
kediciim 4. kattan düşüp leğen kemiğini kırıp hayatta kalmayı da başardığında annem onu kaybetseydik bir daha asla eve hayvan almayacağını söylemişti ben de tam tersine hemen yine sokaktan bir pati bulup onu severdim demiştim. basın sagolsun. diğer sokak hayvanları senin üzüntünü geçirmek için oralarda beklesiyorlar bence.
Kasım 1, 2009 01:36
:S
Kasım 1, 2009 01:36
Kasım 1, 2009 01:39
Çok üzüldüm.
Kasım 1, 2009 01:40
Selam Alev
Kasım 1, 2009 01:41
İnanamıyorum… biz de çok sevmiştik Ökkeş’i :’( çok üzüldüm Alev, başın sağolsun.. kedisi olanlar sarılıp öpsün onları
(
Kasım 1, 2009 01:48
ah Alev
(( inan çok üzüldüm..
Kasım 1, 2009 01:49
Kasım 1, 2009 01:50
Alev…
Kasım 1, 2009 02:00
:-/ çok üzüldüm Alev.
Kasım 1, 2009 02:14
üzüldüm başın sağolsun :/
Kasım 1, 2009 02:17
başın sağolsun :/
Kasım 1, 2009 02:17
off..çok üzüldüümmm..başın sağolsun Alev…
Kasım 1, 2009 02:22
alev
ökkeş hepimizin erkeğiydi.. acını paylaşıorum bebeğim… şok oldum şu anda
Kasım 1, 2009 02:36
çok üzüldüm
Kasım 1, 2009 02:37
ne diyeceğimi bilemedim alev.benimde kedim var öldüğünü düşünmek bile korkunç yaşamak nasıldır tahmin bile edemiyorum.çok kötü oldum yazını okuyunca.başın saolsun
Kasım 1, 2009 02:51
Alev, Alev’im başınsağolsun. 11 Ekim akşamı bende kızım Badem’i kaybettim.. Şimdi sana ne desem boş. Teselli cümleleri gereksiz. Yüreğimi dağladın yazınla. Ölüm hiç bir bebeğe yakışmıyor… Rahat uyusun Ökkeş…
Kasım 1, 2009 03:08
bu hayatta en korktuğum şey ailem ve kedilerimi kaybetmek sanırım bir yerden sonra kiminin pist dediği senin canının içi oluveriyor. Başın sağolsun
Kasım 1, 2009 03:09
Başın sağolsun Alev..Çok duygulandım.. Burdan hissediyorsam bunları yaşadığımda neler olur hiç bilmiyorum.. Tekrar başın sağolsun..En azından güzel günleriniz olmuş.. Ve senin kucağında mutlu gitmiş.. Böyle düşün..
Kasım 1, 2009 03:23
Kasım 1, 2009 03:31
başın sağolsun
Kasım 1, 2009 03:33
nee ? çok üzüldüm Alev başın sağolsun ..
Kasım 1, 2009 03:34
Başın saolasun Alevcim..
Kasım 1, 2009 03:35
okudum ve ağlattın beni be alev..oğlumun öldüğü gün geldi aklıma..off
Kasım 1, 2009 03:41
Alev..söyleyecek birşey bulamıyorum..çok üzgünüm..acını yürekten paylaşıyorum..yazın da çok etkiledi beni
Kasım 1, 2009 03:41
çok üzüldüm. çok üzüldüm
Kasım 1, 2009 03:42
zor.. çok zorr.
Kasım 1, 2009 03:43
Kasım 1, 2009 03:47
Kasım 1, 2009 03:47
sabır diliyorum :’(
Kasım 1, 2009 03:48
cok uzuldum alev. =/ soyleyecek cok bir sey yok. basin sagolsun.
Kasım 1, 2009 03:49
Başınız sağolsun
Kasım 1, 2009 03:50
Kasım 1, 2009 03:51
Kasım 1, 2009 03:51
off:( allahım. cok uzuldum.. cnm benım.. basın saolsun.. cok fazla uzuldum:(
Kasım 1, 2009 03:51
Çok üzüldüm Alev’cim..Başlığın üzerine yazıyı da okuyunca, pek fena..Başın sağolsun; Allah sabır versin..
Kasım 1, 2009 03:52
Kasım 1, 2009 03:54
nooldu ya ökkeş’e..
başın saolsun..?
Kasım 1, 2009 03:54
benimde kediim var . bi an onu öyle düşündümde . çok kötü çook
((
Kasım 1, 2009 03:54
çok üzüldüm
başın sağolsun..
Kasım 1, 2009 03:56
başın sağolsun, çok zor bir durumdur bilirim…
Kasım 1, 2009 03:57
inanamıyorum ya daha o kadar muhabbetini yapıyordum. ayy çok kötü oldum ben bile burdan bu kadar etkilendim.
Kasım 1, 2009 03:58
başın sağolsun alev
Kasım 1, 2009 03:58
saka degil demi bu.. uzgunum
Kasım 1, 2009 03:59
yazıyı okuyunca çok etkilendim. başın sağ olsun
Kasım 1, 2009 04:03
RIP Okkes…
Kasım 1, 2009 04:12
gerçekten üzüldüm =( feedlerden takip ediyordum ne kadar bağlı olduğunuzu sezebiliyordum…
Kasım 1, 2009 04:17
://////
Kasım 1, 2009 04:17
…:(
Kasım 1, 2009 04:18
ne kadar bağlı olduğunu hepimiz biliyorduk, başın sağolsun abla.
Kasım 1, 2009 04:18
Alev gerçekten çok üzüldüm.
(
Kasım 1, 2009 04:20
çok üzgünüm…
Kasım 1, 2009 07:24
hımm üzüldüm, gitme vakti gelmiş demek..
Kasım 1, 2009 07:26
hangi ökkeş Alev…
Kasım 1, 2009 07:26
çok üzüldüm alev, acıtır bilirim…
Kasım 1, 2009 07:26
iyi akşamlar..
Kasım 1, 2009 07:30
söylenecek hiçbirşey yok…kurulacak tüm cümleler anlamsız…en azından ruhu seninle olsun… sabırlar diliyorum…
Kasım 1, 2009 07:33
Üzücü… Toprağı bol olsun
Kasım 1, 2009 07:36
Çok çok üzüldüm başın saolsun Alev
((
Kasım 1, 2009 07:39
Ağlıyorum şu an. Başın sağolsun Alev yaa çok üzüldüm ama ben yaa off
Kasım 1, 2009 07:42
en sevmediğim hayvan dediğim “kedi” bu kadar sevimli bir yaratıkmış meğer… hep kedilerden kaçan, korkan, kedili eve giremeyen, sokakta kedi görse tanımadığı adamların arkasına saklanan Ben… inanılmaz üzüldüm..tüylerim diken diken oldu okurken… başın sağ olsun Alev’cim…
Kasım 1, 2009 07:47
Yaşamının çoğunu “merhaba”larla yaşayan, hep karşılamalara aşina olan bir insanın ölümle yollarının kesişmesi, hem de bu karşılaşmayı çok sevdiği varlıkların üzerinden yaşaması elbette diğer insanların yaşadığı karşılaşmalardan daha dramatik olacaktı… Üzüntünü metanetle ama yoğun biçimde dile getirebilmişsin. Başın sağolsun…
Kasım 1, 2009 08:57
Kasım 1, 2009 09:00
o yoksa ben de yokum…
Kasım 1, 2009 09:06
biz de çok alışmıştık ona. bizden di o da be
Kasım 1, 2009 09:20
tutamadım kendimi, hüngür hüngür ağlıyorum. başın sağ olsun. ölümü defalarca görmüş biri olarak her seferinde biraz daha hazırlıksız yakalandığımı fark ediyorum. ne desek boş…
Kasım 1, 2009 09:37
Fundalina demiş ki:
Kasım 1, 2009 09:44
Çok üzgünüm, dondum kaldım. Tüm kayıplar çok acıdır, bu da çok acıttı. Hepimiz yanındayız
Kasım 1, 2009 09:47
başın sağolsun alevcim
üzgünüm
Kasım 1, 2009 09:47
başın sağ olsun :S
Kasım 1, 2009 09:53
Kasım 1, 2009 09:56
başın sağ olsun
Kasım 1, 2009 09:58
başın sağ olsun:(
Kasım 1, 2009 09:59
kardeşimin kedisi hasta. hissettim, üzüldüm.
Kasım 1, 2009 10:00
Kasım 1, 2009 10:36
Kasım 1, 2009 11:00
başınız sağ olsun..
Ebru Atakan demiş ki:
Kasım 1, 2009 11:24
melisa demiş ki:
Kasım 1, 2009 11:27
başın sağolsun alev:/
Aslı Kubilay demiş ki:
Kasım 1, 2009 12:03
Çok üzgünüm
berna demiş ki:
Kasım 1, 2009 13:41
üzüldüm. sen ne kadar alıştıysan bizde öyle alışmıştık yaramazlıklarını dinlemeye.. ömrü bu kadarmış demek ki. üzüldüm.
Cimbakuka demiş ki:
Kasım 1, 2009 13:50
emel demiş ki:
Kasım 1, 2009 14:24
…
Kasım 1, 2009 17:56
ağladım…
Kasım 2, 2009 02:16
Dun Deniz soyledi.inanmak istemedim gecistirdim konuyu.bugun tutamadim kendimi okudum.tutamadim kendimi.evde deliler gibi kus pesinde camlara tirmanan ucluye baktim sirayla.sonra 10 gun boyunca insulinle sekerini ve bobrek yetmezligini kurtarmaya calistigimiz ve ayni sekilde sadece sicak tutarak olumunu bekledigimiz oglum geldi aklima.neler hissettigini cok iyi anliyorum canim.o senin gibi bir anneyle harika 2,5 yil gecirdi.boyle dusun lutfen.gerisi cok aci veriyor yoksa.yanindayim ne zaman istersen.:((
Kasım 2, 2009 02:25
Nasıl yani ya???
Kasım 2, 2009 03:06
:/
eKuzu demiş ki:
Kasım 2, 2009 03:19
Ölüm aslında hiç bırakmadığımız bir hobi sadece unuttuğumuz ve dillendirmeyi sevmediğimiz ama gerçek yüreği atan her canlı bu hazin sonla mutlu olacak sonunda toprağın kokusunu alacak. Başın Sağolsun.
Kasım 2, 2009 04:13
çok üzüldüm Alev, çok da iyi anlayabiliyorum seni. Alışmaya çalışmaktan başka çare yok. Ökkeş çok mutluydu senin gibi bir anneye sahip olduğu için… başın sağolsun.
Kasım 2, 2009 09:44
üzülmeyin diyecegim ama ates dütügü yeri yakiyor.
Kasım 2, 2009 11:14
Yazı okurken yaşadım o anı! Çok üzüldüm…
hanife demiş ki:
Kasım 2, 2009 15:00
Benım ıkı bebegım bırden gıttı daha ıkı ayını bır hafta gecmısken anıden.
Ikısını araba ezdı,farklı zamanlarda.
Ikı kardes aynı arabanın altında kaldı aynı anda.
Altısının olumune sahıt oldum artık yeter baska olum ıstemıyorum.Artık ben sebeb oluyorum dıye dusunuyorum.Vıcdan azabım sonsuz.
deniz demiş ki:
Kasım 3, 2009 11:21
Bozuk’la koşturuyorlardır şimdi. Kedi de olsalar, geyik kardeşliği bu, boru diil
İçmeye gidelim bir gün en iyisi. Başka söylebilecek bir şeyim yok… Seni o kadar iyi anlıyorum ki.
Kasım 5, 2009 03:36
Arayan, soran, mesaj atan, düşünen, aklından geçiren herkese teşekkür ederim. Toparlanmaya çalışıyorum. Hem teyzemin, hem Ökkeş’in gidişi çok üzdü beni, üzmeye de devam ediyor. Armut’a yanlışlıkla Ökkeş diye seslendikçe, Armut evin içinde mırıl mırıl Ökkeş’i aradıkça ve onun eşyalarını, tüylerinin kaldığı tarağı kokladıkça aklıma düşüyor oğlum. Öte yandan uzaklarda teyzemin kedisinin de günlerdir yemek yemediği ve sürekli ağladığı haberini aldıkça da üzüntüm artıyor. Keşke teyzemin kedisine sahip çıkmak gibi bir şansım olsaydı. Henüz adslim bağlanmadı, dail up bağlanıyorum ara ara ama yazasım konuşasım gelmiyor. Toparlanmak için biraz daha zamana ihtiyacım var sanırım. Herkese tekrar teşekkür ederim.
Kasım 5, 2009 03:40
alev başın sağolsun.. çok çok üzüldüm
sabır diliyorum…
Kasım 5, 2009 03:40
alev çok çok üzüldüm, kedileri olan biri olarak seni anlayabiliyorum..osman ve pitinin gece uyurken nefes alışlarını dinlediğimi ve onlara bir şey olacak diye korkarken senin acın tarif edilemez:((
Kasım 5, 2009 08:41
off başın sağolsun..çook üzüldümm
((
Kasım 6, 2009 13:28
her akşam eve geldiğimde seviniyorum çünkü o yaşıyor. Gece herkesi uyuttuktan sonra, derin uykusunda, biran ansızın beni bırakıp gideceğini biliyorum. Korkuyorum…hem de çok. Uykusundan uyandırıyorum, kulağına üflüyorum. Uykusu çok derinse uyanmıyor, resmen şiddetle dürtüyorum ve sıçrıyor. Hayvanlarla yaşam çok adaletsiz; bunu ben büyürken, o yaşlanınca anladım. Keşke böyle olmasaydı…Alıştırmaya çalışıyorum kendimi hatta çevreme yalan söylüyorum; gidecek birgün diyorum. ama buna alışılır mı? Hayır. Alışmayı reddediyorum.
pudra demiş ki:
Kasım 12, 2009 18:30
of be.mahvettin beni.çok üzüldüm.bundan fazlasını söyleyemem.
Kediler de Ölürmüş | Kedi Kardeşliği demiş ki:
Şubat 13, 2010 00:23
[...] ve sonrası için buraya. ) Alev Durmuşoğlu, 2,5 yıldır annelik yaptığı biricik oğlu Ökkeş’i kaybetti. [...]