Kulaklarımda Çınlayan Çığlıklar!

Aralık’ın 16′sını 17′sine bağlayan gece…. Saat gece 3 civarı… Bir hastanenin boş ve sessiz koridorlarında yürüyorum. Düşünerek…

Tam bugün, bu saatlerde… Tam 18 sene önce…

Geçmişi değiştirme gücüm olsa, sahip olduğum her şeyi feda ederdim diyordum kendime. Aklımı, kalbimi, gözlerimi, canımı bile… İçimden feda edebileceğim tüm değerlerimi sayıyorum.

Ölüm, karşısında çaresiz kaldığımız tek gerçek.

* * *

Hızlı adımlarla dışarı atıyorum kendimi, hava buz gibi. Gökyüzüne bakmak için oturduğum bankın hemen yanındaki küllükte, en az 18 senedir görmediğim bir şey: boş bir HB marka sigara kutusu.

Babamın sigarası.

O, burada mıydı?

Pis küllükten o sigara kutusunu alıp, aceleyle cebime atıyorum ve yeniden giriyorum hastaneye hızlı adımlarla.

* * *

Eşyalara anlam yüklemek, hayatımın en büyük kazancı oldu. Hayatımın en büyük kazancına, hayatımın en büyük kaybıyla sahip oldum.

Belki de bu yüzden, saçma sapan bir sürü şeyi saklıyorum. Sakız kutularını, şekerli mısır patlağı tanesini, annemin “komşudayım” yazıp kapıya yapıştırdığı kağıt parçasını, ağabeyimin ilk kalp ilaçlarının reçetesini, babamın, şimdi nerede olduğunu bilmediğim fotoğraf makinesine ait askıyı…

* * *

Doğumhaneden çağrılıyorum. Cebimden çıkardığım boş sigara paketini çantama atarak emniyete aldıktan sonra koşuyorum.

Gözlerim yanıyor.

Fotoğrafçı olmak ne güzel bir şey, arkasına saklanabiliyorum makinenin ve üstelik kimse saklanıyor olmamı garipsemiyor.

Düşünmekten nefret ettiğim şeyi, aklımı zorlayarak düşünüyorum.

Ölmek demek, ne nefes alamamak, ne toprak olmak, ne de göçüp gitmek demek.

Ölmek demek, geride bıraktığın insanları seni bir daha asla göremeyecekleri gerçeği ile yüz yüze getirmek demek.

Ölmek demek, bu gerçeği akıllarına her getirdiklerinde, çaresizliğin en beterini duymalarına neden olmak demek.

* * *

Aralık’ın 16′sını 17′sine bağlayan gece… Saat gece 3 civarı…

Tam 18 sene önce, babam ölüyor ve kulaklarımda çınlıyor annemin çığlığı…

Ve tam 18 sene sonra, bir bebek doğuyor, çığlığıyla kulaklarımı çınlatarak…

2 comments

  1. Eşyalara anlam yüklemek, hayatımın en büyük kazancı oldu. Hayatımın en büyük kazancına, hayatımın en büyük kaybıyla sahip oldum.

  2. Taylan Tuğut diyor ki:

    Bir şeyler yazayım dedim falan ama olmuyor… Ölüm Allah’ın emri ayrılık olmasaydı…

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*



Nerelerde?

Sihirli Değnek