“Kaybetmeyi Öğrenmeliydin Kızım”

Geçen gün otururken öyle, ben kucağımda bilgisayarım, annem dizlerinin üzerinde elişi, Armut dişlerinin arasında annemden aşırdığı yumakla, televizyonda bir kız çocuğu kıpkırmızı, üzeri beyaz puantiyeli bir topla oynayarak gülümsüyordu.

“Benim de böyle bir topum vardı” dedim iç çekerek.

Bir piknik dönüşü kaybetmiştim. Belki 4, belki de 5 yaşındaydım. Güneşli, sıcak, eğlenceli bir günün acı hatırasıydı o beyaz puantiyeli kırmızı topun kayboluşu. Çok ağlamıştım o gün eve döndüğümüzde.

“Eve gelmeden önce bir tane alabilirdiniz o topun aynısından.” dedim anneme.

“Kaybetmeyi de öğrenmeliydin kızım.” dedi gülerek.

Önce acımasızca geldi annemin söylediği şey, gülerek “Ne hainmişsiniz öyle” dedim. Sonra düşündüm, haklıydı.

Kaybetmeyi de öğrenmeliydim. Sevdiğim her şey ve herkes sonsuza dek yanımda kalmayacaktı. O beyaz puantiyeli kırmızı plastik top, çocuk yüreğimde tatsız bir hatıra olarak kalacaktı belki ama kaybetmeyi de öğretecekti bana.

Belki öğrenmeseydim kaybetmeyi, zorlukların, acıların, sıkıntıların ve ölümün karşısında bu kadar dik duramazdım. Kendi kendime mücadele etmeyi öğrenemezdim hayatla. Elbette basit bir topa indirgemek olmaz ama, o bir başlangıçtı sadece. Belki de o gün öğrenmiştim, kaybettiğimde kollarına sığınacağım ama kendi kendime de mücadele etmemi sağlayarak üstesinden gelmeyi öğreten bir ailem olduğunu.

O günden sonra bir çok şey ve kimse kaybettim. Bir sürü insan. Bazılarında ben çektim gittim, bazıları kendi istekleri ile gittiler. Bazılarını ölüm aldı. Ben hep sığındım güvendiğim insanlara ama her zaman da kendi mücadelelerimle durdum ayaklarımın üstünde. Her zaman sağlam kalabilmeyi öğrendim.

Kaybetmeyi öğrendim, kaybettikçe. Ve kaybettikçe mücadele etmeyi de öğrendim.

Bugün kedimi çok özledim mesela. Aradan 1.5 ay geçmesine rağmen, hemen hemen her gün aklıma düşen, gözlerimi dolduran, yüreğimi sızlatan kedimi özledim. Yatağıma yattığımda kollarımın arasına aldığım, patisiyle suratımı seven, beni sevdiğini söylercesine gözlerime bakan kedimi özledim.

Bazen diyorum bir ilaç olsa, içsen ve tüm kötü anıları silse hafızandan. Misal ben unutsam ölümü. Özlemesem kimseyi.

Ama sonra bir başka ölümde daha beter yıkılmaz mıydım?

20 comments

  1. FUNdalina diyor ki:

    Ökkeş’i hepimiz özledik…

  2. keske küçük harflerle yazsaymışsın okuyamadım.((

  3. Alev diyor ki:

    anlamadım yarmagülcüüm?

  4. senin kerizella ya girdim de büyük büyük yazmışsın yazını okuyamadım demek istedim.

  5. Alev diyor ki:

    doğumdan sonra okurum sevimsiz gidiyorum şimdi.

  6. ''sewimsizbilgin'' diyor ki:

    güzel yazmışsın. süpper bi yazıydı

  7. Alev diyor ki:

    punto mu büyük yarmagül? bakarım ayarlara akşama.

  8. Burcu Tüzün diyor ki:

    Kiyamadim boyle okuyunca Alev :(

  9. sewimsizbilgin diyor ki:

    kaybetmeyi öğrenirsen kazançların daha büyük oluyor.

  10. Alev diyor ki:

    yarmagül teşekkür ederim bu akşam ilgilenicem punto meselesi ile, hiç farkında bile değildim kocaman olduğunun :)

  11. mayya diyor ki:

    kerizella yı feed le gördüm akşam hepsini okudum,çok doğal ve samimi buldum kaleminize sağlık

  12. Alev diyor ki:

    mayya çok teşekkür ederim beğenmene çok sevindim :)

  13. Zehra Nur diyor ki:

    bayıldım.. gerçekten çok gerçek duygular.. yapmacıklık yok.. müthiş.. siteye de bayıldım :)

  14. Şehnaz Paçacı diyor ki:

    Sözlerinin üstüne ne bir teselli, ne de bir hak verme cümlesi kuramadım, sen hayat gibi yazmışsın. Gerçek…

  15. Alev diyor ki:

    çok özledim kedimi Şehnaz, söyleyince ayıplıyorlar ama aklıma düştükçe ağlıyorum :/

  16. Şehnaz Paçacı diyor ki:

    kediyi sadece kedi/evcil hayvan olarak değil, yaşamının bir kısmında ona yüklediğin değerlerle sevdiğini ve onun özleminin daha büyük olduğunu anlamıyorlar çünkü.

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*



Nerelerde?

Sihirli Değnek