Hepimiz Benciliz…
Kerizella // 6 Kasım 2010 // 5 yorum // kategori: Kırık DeğnekÖlmek demek, ne toprak olmak, ne gökyüzüne uçmak.
Ölmek demek, ne yarım bırakmak planlananları, ne de yaşayamamak yarınları.
Ölmek, geride bıraktığın insanları, seni bir daha göremeyecekleri gerçeği ile başbaşa bırakmak demek.
İçten içe benciliz. Bir daha göremeyecek olmak kahrediyor insanı en çok. Bir daha sesini duyamayacak olmak ve hatta daha beteri sesini unutmak kaybettiğinin.
Bir yandan araba kullanıp bir yandan da gtalk üzerinden bana laf yetiştirmeye çalışınca Davut, bir güzel polise yakalanmış sonra da suçu bana atmıştı. Fırçasına fırçayla yanıt verdim, altta kalır mıyım? “Bir daha benimle konuşurken, araba kullandığını anlarsam küfrederim sana” dedim. “Neden nolur ki?” dedi. “Denize uçarsın manyak” dedim. “Eee, ölür müyüm yani Aleko!” diye bastı kahkahayı. “Ölürsen öldürürüm seni” diye bağırınca ben, “aman da çok severmiş” dedi.
“Yok” dedim, “sevdiğimden değil, kendimi düşünüyorum, özlerim falan.”
* * *
En son yaklaşık 3 hafta önce, oturduk konuştuk gülüştük. Ne kadar abuk bebek isimleri varsa birbirimize söyleyip eğlendik, evlenme programlarıyla dalga geçtik. Ben çıkarken odadan, daha önceki gidişimde birlikte çektirdiğimiz fotoğrafı kastederek, “Facebook’a koy da kızlar güzel şeyler yazsınlar altına” dedi.
Bilinçli olarak onu son kez görmeye gitmedim. Son 1 haftadır ne zaman niyetlensem, kapıdan döndüm hep. Onu en son gördüğüm haliyle, gülerken, sohbet ederken, muzurluk yaparken hatırlamak istedim. Pelin’e rica ettim, olur da gözlerini açarsa bir an için bile olsa, onu çok sevdiğimi söyle, diye. O gözlerini açtı, Pelin onu sevdiğimi söyledi. Zaten söyleyemese bile biliyordu ki.
Bundan yaklaşık 1 ay önce Manisa’da olmamız gerekiyordu, yaz başındaki plan buydu. Planlar bozuldu, her şey değişti, o gitti, biz kaldık.
Bencilliğimizle ve her geçen gün onu daha çok özleyecek olma gerçeğimizle…
ben “Aleko”…
Etiketler: Ben nasıl Kerizella oldum? > Davut Topcan

bu kadar acı çektikten sonra yukarıdaki bana özel bir tören yapacak demişti. özel bir insandı. Örnek alınacak bir deli idi. Bir deliyi daha cennete yolladık. Huzurla uyusun demeyeceğim. Kudurukluk yapıp cennetin de canına okuyacak kesinlikle uyumayacak orada biliyorum.
Nur içinde yatsın, yaşama dört elle sarılsa bile yetmedi işte… Başımız sağ olsun, acımız büyük. Davut hep güzelliklerle, güzel anılarla hatırlanacak.
O’nu en son o koltukta otururken bıraktım..hala orada oturuyor benim için..hurilere selam…
herhangi birseyini kaybettiginde bile uzulur insan kupesi, saati, kalemi, silgisi. ya bir kediyi, kopegi, arkadasi, esi, dostu, can’i kaybedince ne eder insan… hic, koskoca bir hic. giden gider, sen kalirsin tek basina. tum sevenlerine sabir diliyorum.
“Bundan yaklaşık 1 ay önce Manisa’da olmamız gerekiyordu, yaz başındaki plan buydu. Planlar bozuldu, her şey değişti, o gitti, biz kaldık.
Bencilliğimizle ve her geçen gün onu daha çok özleyecek olma gerçeğimizle…”
Alekom; pişmanlık hanemiz “yoğun işler” sebebiyle ertelediğimiz sevilerle dolu…