<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tüm masallarım ayağımın taşa takılmasıyla bitti! &#187; Kırık Değnek</title>
	<atom:link href="http://www.kerizella.com/category/kirik-degnek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kerizella.com</link>
	<description>Yine de &#34;bisiktirgit&#34; demedim hiç bi prense...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 20:20:49 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İyi ki Doğdun Küçük Dana!</title>
		<link>http://www.kerizella.com/iyi-ki-dogdun-kucuk-dana.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/iyi-ki-dogdun-kucuk-dana.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 20:20:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[Ökkeş]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=589</guid>
		<description><![CDATA[Bir zaman Enes seni benim doğurduğumu sandı, seni öz kuzeni, annesini senin öz teyzesi olarak kabul etti.
Sen de hakkını verdin hani bir evin bebeği olma durumunun. Yapmadığın şımarıklık, naz kalmadı.
Kucakta pışpışlanmaya hangi ara alıştın, hatırlamıyorum. Hangi ara, arabamın sesini ayırt etmeye başladın? Ne zaman öğrendin zıplayıp kapıyı açmayı? 10 metre mesafeden bile nasıl anlıyorsun elimdekinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="../wp-content/uploads/2010/09/okkes_dg.jpg"><img class="alignleft" title="okkes_dg" src="../wp-content/uploads/2010/09/okkes_dg-300x290.jpg" alt="" width="300" height="290" /></a>Bir zaman Enes seni benim doğurduğumu sandı, seni öz kuzeni, annesini senin öz teyzesi olarak kabul etti.</p>
<p>Sen de hakkını verdin hani bir evin bebeği olma durumunun. Yapmadığın şımarıklık, naz kalmadı.</p>
<p>Kucakta pışpışlanmaya hangi ara alıştın, hatırlamıyorum. Hangi ara, arabamın sesini ayırt etmeye başladın? Ne zaman öğrendin zıplayıp kapıyı açmayı? 10 metre mesafeden bile nasıl anlıyorsun elimdekinin senin de damak zevkine hitap eden bir yiyecek olduğunu?</p>
<p>Normal bir kedi gibi ayakucumda yatmak yerine neden ille de kolumu seçtin acaba? Patilerinle yüzümü sevdiğinde, benim mutlu olduğumu nasıl anladın? Üzgün olduğumda nereden geldi aklına koltuğun altına girip ağlamak?</p>
<p>İdrar yolların tıkandığından beri her çişin geldiğinde gelip ağlamana sinir oluyorum aslında. Çişini yaparken inatla beni başında beklettiğin her an hem kızıyor hem gülüyorum sana.</p>
<p>Şeytan tüyünün ne demek olduğunu, kediyi merak öldürür durumunun ve kedi ulaşamadığı ciğere mundar der lafının ne kadar doğru olduğunu senden öğrendim.</p>
<p>Sabırlı olmayı, sakin olmayı, tek başımayken kahkahalarla gülmeyi, olağanüstü güvenlik önemleri almayı, mutfakta ayaküstü gizli saklı yemek yemeyi, eve geldiğimde senin heyecanla zıpladığını görmek için pencereye bakmayı, kırılan eşyalara kızmamayı, dökülen yiyeceklere aldırmamayı ve daha bir sürü sinir bozucu şeye karşı pamuk gibi olmayı başarmayı sana borçluyum.</p>
<p>Sen doğmamış olsaydın ben başka bir kediyle yaşayacak mıydım bilmiyorum ama tek bildiğim hiçbir kedi senin kadar yer kaplayamazdı hayatımda.</p>
<p>İyi ki doğdun küçük dana, iyi ki geldin yapıştın paçalarıma henüz küçücük bir bebekken.</p>
<p>İyi ki ben, seni orada öylece bırakıp gitmedim.</p>
<p>Ve iyi ki bu kadar şebek bir danasın. Yoksa nasıl seninle 2 koca seneyi devirip halen bu kadar sabırlı ve sakin kalmayı başarabilirdim?</p>
<p>13 Şubat 2009, Cuma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/iyi-ki-dogdun-kucuk-dana.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ökkeş İle Sambadi Arasındaki En Önemli Fark!</title>
		<link>http://www.kerizella.com/okkes-ile-sambadi-arasindaki-en-onemli-fark.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/okkes-ile-sambadi-arasindaki-en-onemli-fark.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 19:56:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[Ökkeş]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=584</guid>
		<description><![CDATA[Mıkırdanarak geliyor yatağıma ve o minik yüzünü sürerek avuç içime bir şeyler anlatıyor. Çişi mi geldi yoksa karnı mı aç hemen anlıyorum artık. Derdini o kadar güzel ifade ediyor ki, konuştuklarıyla.
Derdini anlatabilmek kadar büyük bir cevher yok belki bu hayatta. Kendini ifade edebilmek, her insana nasip olmayan bir güzellik. Pek çok insan, belki sırf kendini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/sambadiveokkes.jpg"><img class="size-full wp-image-585 alignleft" title="sambadiveokkes" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/sambadiveokkes.jpg" alt="" width="250" height="375" /></a>Mıkırdanarak geliyor yatağıma ve o minik yüzünü sürerek avuç içime bir şeyler anlatıyor. Çişi mi geldi yoksa karnı mı aç hemen anlıyorum artık. Derdini o kadar güzel ifade ediyor ki, konuştuklarıyla.</p>
<p>Derdini anlatabilmek kadar büyük bir cevher yok belki bu hayatta. Kendini ifade edebilmek, her insana nasip olmayan bir güzellik. Pek çok insan, belki sırf kendini nasıl ifade edeceğini bilemediğinden, belki ifade etmeye üşendiğinden neler kaçırıyor hayatta, bunu düşünüyorum. Ya da nelere katlanıyor, kurtulmayı başaramadığından.</p>
<p>Sabahları erkenden en az yarım saat oynaşıyoruz yatakta. Kahkahalarla gülüyorum onun o salak, masum ve şirin haline.</p>
<p>Bazen yattığı yerden uzun uzun gözlerimin içine bakıyor. Sürekli gözlerimi kırparak deli ediyorum onu ve suratıma atlıyor sonunda dayanamayarak.</p>
<p>Bir kedi kadar olabilmeli insan hiç değilse diyorum.</p>
<p>Bir kedi kadar anlatabilmeli derdini.</p>
<p>Güldürebilmeli yüzünü yakınındaki insanların.</p>
<p>Bir kedi kadar tepki verebilmeli etrafında olan bitene.</p>
<p>Kitaplığımda duran, çok sevdiğim, Meral&#8217;in hediyesi &#8220;Sambadi&#8221; ye benziyor Ökkeş. Minik, yumuşacık, tüylü, sevimli&#8230; Ama Sambadi ile bir fark var aralarında. Birinin kalbi atıyor, birininki atmıyor, daha doğrusu bir kalbi bile yok Sambadi&#8217;nin.</p>
<p>Ökkeş&#8217;i küçük bir oyuncak ayıdan ayıran en önemli özelliği bu işte.</p>
<p>Kalbi olması&#8230;</p>
<p>Derdini anlatabilmesi&#8230;</p>
<p>Tepki verebilmesi etrafında olanlara&#8230;</p>
<p>Sevebilmesi&#8230;</p>
<p>Ne olurdu herkes, bir oyuncak ayıdan farkım var bu hayatta, diyebilseydi Ökkeş gibi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/okkes-ile-sambadi-arasindaki-en-onemli-fark.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük Kedinin Günlüğü</title>
		<link>http://www.kerizella.com/kucuk-kedinin-gunlugu.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/kucuk-kedinin-gunlugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 19:35:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[Armut]]></category>
		<category><![CDATA[özledim sadece]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[korkuyorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=576</guid>
		<description><![CDATA[Birinci Gün
Bugün beni alıp yeni evime getirdiler. Artık burada yaşayacakmışım. Ah be günlük, bıktım kedinin inciği misali oradan oraya taşınmaktan. Sürekli seferiyim, Allah sonumu hayır etsin.
Eski evde 6-7 büyük kedi vardı. Ama inan, buraya geldiğime geleceğime pişman oldum. Uzaktan şöyle bir gördüm, sarı bir şey var evde, koğuş ağası gibi bıyık titretti bana. Bir daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/minikarmut.jpg"><img class="size-medium wp-image-577 alignleft" title="minikarmut" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/minikarmut-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a>Birinci Gün</strong><br />
Bugün beni alıp yeni evime getirdiler. Artık burada yaşayacakmışım. Ah be günlük, bıktım kedinin inciği misali oradan oraya taşınmaktan. Sürekli seferiyim, Allah sonumu hayır etsin.</p>
<p>Eski evde 6-7 büyük kedi vardı. Ama inan, buraya geldiğime geleceğime pişman oldum. Uzaktan şöyle bir gördüm, sarı bir şey var evde, koğuş ağası gibi bıyık titretti bana. Bir daha karşılaşmasak bari. Geldiğim evdekiler ne iyilerdi.</p>
<p><strong>İkinci Gün</strong><br />
Galiba beni alan kadın bir manav. Armut, armut diye geziyor evin içinde. Bu arada dün gördüğüm bıyıklının ismi Ökkeş’miş. İçim ürperdi. Henüz karşılaşmadık ama kapının altından nefesini hissediyorum. Güzel kokuyordu.</p>
<p><strong>Üçüncü Gün</strong><br />
Bıyıklarınız dökülsün e mi! Armut benim ismimmiş! Zaten Ökkeş Efendi yedi yiyecek, iyice karizmayı yerle bir ettiniz. Hiç yoktan bir Şerafettin deseydiniz. Armut! Oyuncak olduk ellerinde, bir de şirinlik olsun diye “Aymut” demezler mi?! Şeytan diyor, çak iki pati gözüne, şimşekler çaksın.</p>
<p><strong>Dördüncü Gün</strong><br />
Ökkeş’le beni kontrollü olarak karşılaştırıyorlarmış. Kontrolsüz yaratıklar! Adam ensemde sürekli, 5 kat büyük benden üstelik. Neymiş kardeşini seviyormuş. Nereden kardeş oluyoruz onu da anlamadım ya! Ben istemiyorum kardeş mardeş, bırakın beni, bırakııııınn!</p>
<p><strong>Beşinci Gün</strong><br />
Galiba Ökkeş’i biraz sevmeye başladım. Kafamı yalayınca hoşuma gidiyor. Ama ipin ucunu da kaçırıyor bazen, azıcık dirensem patisiyle yere sabitleyip yalamaya devam ediyor. Viyaklamayı keşfettim. Ne zaman viyaklasam manav kadın koşarak gelip kurtarıyor beni. Laf aramızda günlük, bazen sırf Ökkeş’e gıcıklık olsun diye mahsustan viyaklıyorum. O sapsarı kedi bir morarıyor görmelisin!</p>
<p><strong>Altıncı Gün</strong><br />
Ödüm koptu! Yine o iğrenç kutuya koyup beni arabaya attılar. Kutu Çin malı mıdır nedir, nasıl rahatsız. Aha dedim, yine gidiyoruz başka eve. Tam da Ökkeş’le iletişim kurmaya başlamıştık. Neyse ki eve geri döndük diyeceğim ama gittiğimiz yer de çok iç açıcı değildi. Doktor amca oramı buramı kontrol etti, bir de tatsız tuzsuz bir şey içirdi, midem kalktı vallahi. Neymiş, parazit varmış. Size ne kardeşim benim parazitlerimden!</p>
<p><strong>Yedinci Gün</strong><br />
Çok açım be günlük! Manav kadın özene bezene mama hazırlıyor, iki lokma alıp biraz gezeyim diyorum, bir dönüyorum ki Ökkeş ayısı, tabağı sünnetlemiş bile! Ağzımı da bozdum ama vallahi sinirim çok bozuk. Hayır, soluksuz yemek istemiyorum, formuma dikkat etmem gerek, azar azar ama sık sık yiyin diyordu Seda Sayan televizyonda. Bu Ökkeş, kadın programı da seyretmiyor anlaşılan!</p>
<p><strong>Sekizinci Gün</strong><br />
Yemek sorunsalı çözüldü nihayet. Tabağım bitmeden ara verdiğimde, hemen viyaklıyorum. Manav kadın gelip tabağımı saklıyor. 10 dakika sonra yine getiriyor koyuyor önüme. Az daha yiyip yine viyaklıyorum. Bu arada intikamımı da alıyorum. Ökkeş’in mamasına dadandım. Yiyorum, yiyorum, yiyorum.</p>
<p><strong>Dokuzuncu Gün</strong><br />
Keyfim yerinde. Bazı konuları aşmış bulunuyorum. Ökkeş’in giremeyeceği birkaç dar nokta tespit ettim. Onu gıcıklandırıp, gidip oralara giriyorum. Söylene söylene çıkmamı bekliyor. Bir de, tuvaletimi yapıp üzerini kapatmıyorum. Ökkeş, her defasında peşimden girip itinayla tek tek kapatıyor yaptıklarımı. Sen misin ensemi ısıran. Al sana, al sana!</p>
<p><strong>Onuncu Gün</strong><br />
Yok günlükçüğüm, yok! Mamamı da yesin, kakamı da kapatmasın, razıyım. Ne belalıymış bu sarı çıyan! Bugün beni balkondan attı! Manav kadın apar topar bir yere götürdü beni. Bir kurcaladılar, bir kurcaladılar sorma. 5 tane iğne yedim onun yüzünden, burnum da kanadı. Kim kaybetti peki? Tabii ki o! Geceyi yatak odasında tek başına geçirdi, ben manav kadınla baş başa salonda kaldım. Kucağından indirmiyor beni, sıcacık. Tamam biraz canım yandı ama iyice kıymete bindim.</p>
<p><strong>Onbirinci Gün</strong><br />
Havasızlıktan gebermek üzereyiz! Ökkeş denen sarı, beni yeniden oradan buradan atmasın diye, şimdi de kontrollü olarak havalanıyoruz. Bu kontrol meselesinden çok sıkıldım. O kadar kontrollüysen kedine sahip çık dedim manav kadına. Tınmadı.</p>
<p>Sirk hayvanı gibi olduk zaten. Gelene geçene beni gösteriyor. Allah bilir bilet de kesiyordur bu kapıda. Üstelik bugün beni severken, nonoşum dedi. Çok gururuma dokundu be günlük.</p>
<p><strong>Onikinci Gün</strong><br />
Şakırt, şakırt, şakırt… Yeteeerrrr! Elinde bir makine, yatsam fotoğrafımı çekiyor, kalksam fotoğrafımı çekiyor. Sapık mıdır nedir anlamadım! Şöyle bacaklarımı açıp sere serpe yatamıyorum.</p>
<p><strong>Onüçüncü Gün</strong><br />
Uğursuz gün bugün işte günlük! Onüçüncü gün ve manav kadın bacaklarım açıkken çektiği fotoğrafı cümle aleme göstermiş, hem de internette! Sitenin kapatılması için mahkemeye başvurmayı düşünüyorum. Tanıdığın iyi bir avucat var mı?</p>
<p><strong>Ondördüncü Gün</strong><br />
Göbeğimi öpüp duruyor. Bir punduna getirsem diye nicedir bekliyordum. Bugün tam o göbeğimi öperken, fıısss. Bir kokuttum ortalığı, sorma. Sıkıysa bir daha öpsün göbeğimden.</p>
<p><strong>Onbeşinci Gün</strong><br />
Tırmalama tahtası var evde. Gıpgıcır bir şey, tırmaladım tırmaladım tırmaladım. Sonra bir baktım Ökkeş koltuğa çalışıyor. E benim neyim eksik, ben de koltuğa giriştim. Laf aramızda perdeyi de yırttım ama manav kadın görmedi henüz. Zaten her yer delik deşik.</p>
<p>Bu arada benim fısss kalıcı bir çözüm değilmiş. Kadın hala göbeğimi öpüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/kucuk-kedinin-gunlugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalnızken Kedi İle Girilen Diyaloglar</title>
		<link>http://www.kerizella.com/yalnizken-kedi-ile-girilen-diyaloglar.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/yalnizken-kedi-ile-girilen-diyaloglar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 19:20:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[özledim sadece]]></category>
		<category><![CDATA[Ben nasıl Kerizella oldum?]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=572</guid>
		<description><![CDATA[Ökkeş, kalorifer tepesinde iki ayağının üzerine kalkmış, duvarda asılı duran tabloyu pati darbeleriyle bir sağa bir sola sallar durur.
Alev: “Ökkeeşş, bırak onu düşüreceksin!”
Ökkeş: …………
Alev: “Kime diyorum yaaa, bıraksana, in oradan aşağı, kaldırma beni ayağa!”
Ökkeş: …………
Alev: “Oğlum, yapmasana ya anlamıyor musun(!), sana söylüyorum!”
Ökkeş: …………
Alev: “Off, naparsan yap yaa senle mi uğraşacağım şimdi?”
Ökkeş: …………
* * *
Alev, ayak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/yastikyorgan.jpg"><img class="size-medium wp-image-573 alignleft" title="yastikyorgan" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/yastikyorgan-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a>Ökkeş, kalorifer tepesinde iki ayağının üzerine kalkmış, duvarda asılı duran tabloyu pati darbeleriyle bir sağa bir sola sallar durur.</p>
<p>Alev: “Ökkeeşş, bırak onu düşüreceksin!”</p>
<p>Ökkeş: …………</p>
<p>Alev: “Kime diyorum yaaa, bıraksana, in oradan aşağı, kaldırma beni ayağa!”</p>
<p>Ökkeş: …………</p>
<p>Alev: “Oğlum, yapmasana ya anlamıyor musun(!), sana söylüyorum!”</p>
<p>Ökkeş: …………</p>
<p>Alev: “Off, naparsan yap yaa senle mi uğraşacağım şimdi?”</p>
<p>Ökkeş: …………</p>
<p>* * *</p>
<p>Alev, ayak seslerini duyarak kapının iç kısmında bağıran Ökkeş’e seslenerek, bir yandan doğru anahtarı bulmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Ökkeş: “Maauuuuuuiiii”</p>
<p>Alev: “Oğğğluuum, ben geldiiiiim. Dur anahtarı bulayım giricem içeri.”</p>
<p>Ökkeş: “Beeeeuuuuu”</p>
<p>Alev: “Tamam kuzum ağlama, bak kapıdayım, az bekle.”</p>
<p>Ökkeş: “Booouuuuuvvv”</p>
<p>Alev: “Ay bi sakin ol yavrum yaa, kırk tane anahtar var, napayım?”</p>
<p>Ökkeş: “Moooouuuuvv”</p>
<p>Alev: “Ay senin o küçük kulaklarını yerim beennnn, nasıl da duyar da konuşurmuş benimle.”</p>
<p>Komşu Adam: “İyi günler Alev Hanım, bir sorun mu var?”</p>
<p>Alev: “Ehem, şey, yoo, Ökkeş yani şey kediyle konuşuyorum da”</p>
<p>Komşu hızlı adımlarla evine girer ve kapısını kapatır.</p>
<p>* * *<br />
Ökkeş, uyku mahmuru gözleri kısık kısık dolanmaktadır.</p>
<p>Ökkeş: “Ggggrrrrrr”</p>
<p>Alev: “Oyy benim küçük danamın uykusu mu gelmişşşş.”</p>
<p>Ökkeş: “Ggrrrrraaaa”</p>
<p>Alev: “Gel bi göbüşünü seveyim senin”</p>
<p>Ökkeş: “Mrrrrr”</p>
<p>Alev: “Ay yerim tüylü yaratık seni, hanimiş göbüşü, bıcıbıcıbıcı”</p>
<p>Ökkeş: Haarttt!</p>
<p>Alev: “Ne ıssırıyosun bee! Adam gibi söylesene!”</p>
<p>* * *</p>
<p>Alev, eve girer ve henüz ayakkabılarını çıkaramadan Ökkeş üzerine tırmanmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Alev: “Neler yaptın sen bakayım ben yokken?”</p>
<p>Ökkeş: “Miiuuvv” (En sevimli ses tonuyla)</p>
<p>Alev: “Aaaa, suyunu dökmüşsün ama?!”</p>
<p>Ökkeş: “Miiuuvv” (En sevimli ses tonuyla)</p>
<p>Alev: “Ay bu ne Ökkeş ya? Neden yere attın kitapları?”</p>
<p>Ökkeş: “Miiuuvv” (En sevimli ses tonuyla)</p>
<p>Alev: “Olamaaazz! Bu kağıtlar lazımdı Ökkeş, neden parçaladın ki bunları?”</p>
<p>Ökkeş: Pııırrr. (Devekedisi, perdenin altına kafasını sokar, geri kalanı dışarıdadır.</p>
<p>* * *</p>
<p>Ökkeş: Tıııkkıııırttt, tık tık tık, tııkkıırrtt, pıtır pıtır pıtır pıtır, baaaaam (Plastik topunu parkenin üzerinde sürmekte ve sonrasında iyi bir sıçrayış yaparak, duvardaki saate pati atarak yere sert bir iniş gerçekleştirmiştir.)</p>
<p>Alev: “Oğlum, gel buraya seninle konuşalım.”</p>
<p>Ökkeş: Pıtır pıtır pıtır pıtır, baaaaam!</p>
<p>Alev: “Gel buraya dedim, bak aşağıda insanlar yaşıyor, gelirlerse seni ensenden tutar bahçeye fırlatıverirler, bunu ikimiz de istemeyiz değil mi?”</p>
<p>Ökkeş: Pıtır pıtır pıtır pıtır, baaaaam!</p>
<p>Alev: “Bak sokağa attırırlarsa seni sonra beni suçlamak yok, ben seni uyardım.”</p>
<p>Ökkeş: Pıtır pıtır pıtır pıtır, baaaaam!</p>
<p>Alev: “Sen beni anlamıyosun galiba?!”</p>
<p>* * *</p>
<p>Bir kez bile kendi yatağında yatmayan Ökkeş, durumu abartmış, ayaklarıyla yataktan aşağı ittirerek düşürmeye çalışmaktadır.</p>
<p>Alev: “Ya şimdi ben insanlık yaptım, seni ayak ucuma aldım diye mi bu hareket?”</p>
<p>Ökkeş: “Iıııııııııuuvv”</p>
<p>Alev: “Saçmalama Ökkeş! Bak çok kararlı ve sert bir ses tonum var! Saç-ma-la-ma! Biraz mantıklı ol(!?!) Burası benim yatağım.</p>
<p>Ökkeş: İttirmeye devam ederek “Iıııııııııuuvv”</p>
<p>Alev: “Yahu ben mi ineyim sepete? Hasta mısın sen, ittirmesene!”</p>
<p>Ökkeş: İttirmeye devam ederek “Iıııııııııuuvv”</p>
<p>Alev: “Tamam, ben içeri gidiyorum, sen burada yat ama bu son bak, bir daha olmasın!”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/yalnizken-kedi-ile-girilen-diyaloglar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden İki Kedi Sorusuna 10 Cevap*</title>
		<link>http://www.kerizella.com/neden-iki-kedi-sorusuna-10-cevap.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/neden-iki-kedi-sorusuna-10-cevap.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 19:11:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[özledim sadece]]></category>
		<category><![CDATA[keşkeler olmasa keşke]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=567</guid>
		<description><![CDATA[1) Birbirleriyle yeterince haşır neşir olduklarından, size sadece canınız istediğinde onlarla oyuna katılma lüksü kazandırır. Aksi takdirde, evde olduğunuz sürece, evin hanımı/beyi asla siz değilsinizdir. Onun oyun saatlerine uymak zorundasınızdır.
2) Anlamsızca oradan oraya koşturan bir kedi yerine, birbirini kovalayan iki kedi her zaman daha az ürkünçtür. En azından kedinizin neyi kovaladığını bilmek, içinizi rahatlatır!
3) Biri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/ikikedi.jpg"><img class="size-full wp-image-568 alignleft" title="ikikedi" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/09/ikikedi.jpg" alt="" width="281" height="422" /></a>1) Birbirleriyle yeterince haşır neşir olduklarından, size sadece canınız istediğinde onlarla oyuna katılma lüksü kazandırır. Aksi takdirde, evde olduğunuz sürece, evin hanımı/beyi asla siz değilsinizdir. Onun oyun saatlerine uymak zorundasınızdır.</p>
<p>2) Anlamsızca oradan oraya koşturan bir kedi yerine, birbirini kovalayan iki kedi her zaman daha az ürkünçtür. En azından kedinizin neyi kovaladığını bilmek, içinizi rahatlatır!</p>
<p>3) Biri kendini sevdirmezse, daima ikinci bir alternatifiniz vardır.</p>
<p>4) Kendini sevdirmeyen bir süre sonra gıcıklanıp, kendini sevdirmek için yanınıza gelecektir, Türkçesi: kıymete binersiniz.</p>
<p>5) Kısa süreli (1-2 gün) evden uzaklaşmanız gerektiğinde gözünüz eskisi gibi arkada kalmayacaktır. Evde kalan iki (ya da daha fazla sayıda) kediniz, birbirleri ile oynayacak ve oyalanacaklardır.</p>
<p>6) Kışın biri ayaklarınızı ısıtırken diğeri de göbeğinizin üzerinde olacaktır. Böylelikle karnım ağrıyor, üşüdüm, hasta oldum gibi dertleriniz ortadan kalkacaktır. (Yazın isilik olmanız durumunda yazar sorumluluk kabul etmemektedir!)</p>
<p>7) Görmemişin kedisi olmuş misali, önünüze gelene artık hep aynı kedinin maceralarını anlatmaktan kurtulursunuz, dönüşümlü olarak anlatacağınız kedi hikayeleriniz artık daha az kafa ütüleyici olacaktır.</p>
<p> <img src='http://www.kerizella.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Perdeler yırtıldığında hangisine kızacağınızı bilmediğinizden, susup oturursunuz. Bu zaman içerisinde size daha sakin, daha uysal, daha huzurlu bir mizaç kazandıracaktır. İlerleyen aşamalarda kafasına vur ekmeğini al kıvamında pamuk gibi bir insan oluverirsiniz.</p>
<p>9) Mama ve kum ihtiyacınızı tek kediye göre azar azar aldığınızda uzun vadede zarara girmiş olursunuz, oysa iki ya da daha fazla kedinin ihtiyaçlarını toptan alacağınız için, önümüzdeki 12 sene içerisinde yaklaşık olarak 954 TL, 58 KR kar elde etmiş olacaksınız.</p>
<p>10) Tek kediyi kucaklamak ve mıncırmak keyiflidir, ancak iki kediyi birden kucaklamak kadar keyifli bir şey yok! Kucağınızda aynı anda 2 göbek, 8 pati ve 4 kulak olduğunu düşünmek bile, sırıtmanıza neden olacaktır.</p>
<p>*Kedilerle ilgili platformda eski yazdıklarıma bakarken, kaybolup gitmesini istemediğim çok güzel anılara rastladım. Yazılar eski, duygular taptaze olarak o yazıları bloguma almaya karar verdim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/neden-iki-kedi-sorusuna-10-cevap.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Önce Kalbi Oluşur Bir Bebeğin!</title>
		<link>http://www.kerizella.com/once-kalbi-olusur-bir-bebegin.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/once-kalbi-olusur-bir-bebegin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 08:15:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[BDÖA]]></category>
		<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[www.dogumfotosu.com]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=546</guid>
		<description><![CDATA[
Hayat boyu kırılacağından,
bu erken hazırlık gereklidir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/07/kalp.jpg"><img class="size-medium wp-image-547 alignleft" title="kalp" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/07/kalp-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a></p>
<p>Hayat boyu kırılacağından,<br />
bu erken hazırlık gereklidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/once-kalbi-olusur-bir-bebegin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırılan Kanatlara Rağmen Uçmak&#8230;</title>
		<link>http://www.kerizella.com/kirilan-kanatlara-ragmen-ucmak.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/kirilan-kanatlara-ragmen-ucmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 19:24:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[Ben nasıl Kerizella oldum?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=541</guid>
		<description><![CDATA[Diş etlerim acıyor, dişlerimi sıkmaktan&#8230; Gizli gizli, kuytularda ağlama huyumu atamadım üzerimden, biliyorum atamayacağım da. Rahatlatan tek şey var, yazmak&#8230;
Elinde büyüdüğüm, düşüp dizimi kanattığımda annemden önce eteğine sarıldığım, bir gece telefonda titreyen sesimi duyup otobüse atladığı gibi soluğu İstanbul&#8217;da alan, bana ta Adanalardan, özene bezene yaptığı içliköfteleri gönderen, &#8220;kızım&#8221; dediğinde içimi titreten&#8230;
Cuma gecesi kafamı kaldırıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diş etlerim acıyor, dişlerimi sıkmaktan&#8230; Gizli gizli, kuytularda ağlama huyumu atamadım üzerimden, biliyorum atamayacağım da. Rahatlatan tek şey var, yazmak&#8230;</p>
<p>Elinde büyüdüğüm, düşüp dizimi kanattığımda annemden önce eteğine sarıldığım, bir gece telefonda titreyen sesimi duyup otobüse atladığı gibi soluğu İstanbul&#8217;da alan, bana ta Adanalardan, özene bezene yaptığı içliköfteleri gönderen, &#8220;kızım&#8221; dediğinde içimi titreten&#8230;</p>
<p>Cuma gecesi kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım, adını andım: Sevim Annem! Hastalığının iyice ilerlemiş olması ve elimizden hiçbir şey gelmemesinin verdiği çaresizlikle düşündüm onu.</p>
<p>Annem, &#8220;Şükran&#8217;la Sevim beni çok üzdüler&#8221; dedi bu akşam. Şükran, teyzem, Ökkeş&#8217;ten 1 gün önce göçüp giden. Sevim, annemin can yoldaşı, 50 küsür senelik arkadaşı, benim manevi annem. Bu laf üzerine annemin yüzüne bakıp ağlamamak için ısırdığım dilim acıyor halen.</p>
<p>Kanatlarımız kırılıyor sürekli. Kanatlarımızın kırılmasına rağmen uçuyoruz, bazen istikrarlı, bazen sağa sola çarparak, bazense kırarak başka kanatları&#8230;</p>
<p>Babam öldüğünde Görgülü Pastanesinin börekleri tadını kaybetti, ablam öldüğünde Beyoğlu Çikolatası.</p>
<p>Teyzemle beraber el açması börekler.</p>
<p>Ve şimdi içliköfteler tadını ve anlamını kaybetiler.</p>
<p>Gitgide bozuluyor ağzımın tadı, her kanadım kırıldığında&#8230; Ben yine de uçmaya çalışıyorum, mecburen.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/kirilan-kanatlara-ragmen-ucmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıçmak ya da Sıçmamak?</title>
		<link>http://www.kerizella.com/sicmak-ya-da-sicmamak.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/sicmak-ya-da-sicmamak.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 18:25:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[Sorgulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Sıçarım böyle işe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=536</guid>
		<description><![CDATA[Oturup saf saf günün programını yaparken, gök gürlemesi ile birlikte, az önce evden çıkıp doktor kontrolüne giden annem düştü aklıma.
Tüm planları programları bir kenara bırakıp, apar topar arabaya atladığım gibi soluğu hastane yolunda aldım. Annem yağmurda yürümesin, ıslanmasın istedim.
Zor bela park yeri bulup, yine saf saf arabadan dışarı adım attığımda, abartı yok, dizlerime kadar suya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/06/fuck-you.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-539" title="fuck-you" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/06/fuck-you-261x300.jpg" alt="" width="261" height="300" /></a>Oturup saf saf günün programını yaparken, gök gürlemesi ile birlikte, az önce evden çıkıp doktor kontrolüne giden annem düştü aklıma.</p>
<p>Tüm planları programları bir kenara bırakıp, apar topar arabaya atladığım gibi soluğu hastane yolunda aldım. Annem yağmurda yürümesin, ıslanmasın istedim.</p>
<p>Zor bela park yeri bulup, yine saf saf arabadan dışarı adım attığımda, abartı yok, dizlerime kadar suya battım. Yağmur sularını yara yara hastaneye vardım. Neyse ki annemin işi henüz bitmemişti. Hemencik onu alıp, eve dönecektim!</p>
<p>Önce elindeki kağıdı alıp <strong>-1</strong> katındaki danışmaya röntgen sonuçlarını sordum, biraz bekleyin dediler. Biraz bekledikten sonra, aslında sonuçların <strong>1. </strong>katta hazır olduğunu öğrendim <strong>tesadüfen</strong>.</p>
<p><strong>1.</strong> kata sonuçları almaya ve elbette doktorumuza görünmeye çıktık annemle. Annem, kötü bir asansör tecrübesinden dolayı asansöre binmediğinden, zaten hastane asansörlerinin de hem ne denli meşgul olduğunu, hem de bazı hastanelerin asansör bakımına nasıl özen(!) gösterdiklerini bildiğimden, merdivenlerden çıktık.</p>
<p>Sonuçları aldık, doktoru sorduk. Doktor <strong>-1</strong>&#8216;de dediler, tekrar indik. (Oysa <strong>-1</strong>&#8216;deki kız,<strong> 1.</strong> katta demişti.)</p>
<p>Doktor, bir işi çıktığı için yokmuş aslında, 10 dakikaya kadar gelecekmiş. <strong>-1</strong>&#8216;de otururken yine <strong>tesadüfen </strong>doktorun geldiğini ve<strong> 2.</strong> katta olduğunu öğrendim. Bu kez ikinci kata çıktık ve nihayet doktorla buluştuk. İlk muayene ve sonuçların kontrolünden sonra batın ultrasonu isteyen doktor, ultrason <strong>-1</strong>&#8216;de diyerek bizi oraya yönlendirdi.</p>
<p>Meğer ultrason değil, başvurusunu yapıp ücretini ödediğiniz yer <strong>-1</strong>&#8216;deymiş. Ultrason <strong>1.</strong> kattaymış.</p>
<p>Orada hafiften bir morarmaya başlamış olmalıyım ki annem &#8220;olsun bana da yürüyüş oluyor&#8221; dedi.</p>
<p>Yağmurda yürümesin diye gitmeseydim tüm bunları tek başına yapacağını düşünüp ayrıca bir sinir oldum kendime ve ısrarla beni yanında istemeyen anneme.</p>
<p><strong>-1</strong>&#8216;de ultrason başvurusunu yapıp ücretini ödedikten sonra, <strong>1.</strong> kata çıktık. Ultrason odasındaki kız kağıtları aldı, yüzümüze baktı ve &#8220;1 litre kadar su içmesi gerek hastanın&#8221; dedi.</p>
<p>Ve ekledi: &#8220;Kantin <strong>-2</strong>&#8216;deki çıkışın sol tarafında&#8221;</p>
<p>Hafif mora dönen rengim yer yer sarıya çalmış olmalı o an.</p>
<p>Bir kez daha annemin ve oraya tek başına giden tüm hasta, yaşlı insanların bunlara maruz kaldığını düşündükçe cin atında dört nala ilerledim.</p>
<p>Bu kadar zor olmamalı, birbiri ile alakalı birimleri yakın yapmaları, ultrason için gelenlere bir sebil koymaları, ya da başvuru yaparken su içilmesi gerektiğini hatırlatmaları&#8230; Bu kadar zor olmamalı.</p>
<p>O an devlet ya da özel farketmeksizin (gittiğimiz özel bir hastane idi) sorunun hastanenin statüsü değil, işletme kafasında olduğunu anladım.</p>
<p><strong>-2</strong>&#8216;deki kantinden su alıp, <strong>1. </strong>kata anneme götürdüm, 1 litre suyu içti, su mesaneye insin diye bir süre bekledik ve ultrason odasının kapısını çaldım.</p>
<p>&#8220;Doktor beyin bir işi var, yarım saat, 40 dakikaya ancak gelir&#8221; dedi.</p>
<p>Doktor düşsün başıma diye kızın saçına başına daldım orada, demek isterdim ama mordan sarıya çalan rengim çoktan hakiye döndüğünden bir şey yapamadım.</p>
<p>Annem doktor gelene kadar çişini tutmak zorundaydı (ultrason sırasında mesanenin dolu olması gerektiğinden) Ancak bu kadar süre tutmasının nasıl zor olduğunu tahmin edersiniz. Belli bir yaştan sonra kadınlarda, oturma odasından tuvalete kadar bile yetişmek zor iken, doktorun yokluğunda bize o suyu içiren kız yüzünden, en azından deneyecekti annem çişini tutmayı.</p>
<p>38. dakikada (evet dakika tuttum!) doktor geldi, elinde bilmemne jeans poşetiyle. &#8220;Hayırlı olsun, üzerinizde paralansın&#8221; diyecek oldum, annemle göz göze geldik, sustum.</p>
<p>Ultrason çekildi, annem artık rahatlıkla tuvalete gidebilirdi.</p>
<p>En yakın tuvalet nerede peki? Bir üst katta! O kadar suyu içirip çişini tutturduğun insanlara ultrasonla muayene ettiğin katta tuvalet yok.</p>
<p>Bu sırada gözüm duvardaki bilmem kaç çeşit alerji testi yapılır afişine takıldı. Sonra fıs fıs fıs bir ses duydum. Bir temizlik görevlisi suratlarımıza suratlarımıza oda spreyi fıskıtarak geçti gitti. Sanırım 839 kez falan hapşurmuşumdur. Mordan sarıya çalarken hakiye dönen rengim, bu kez mavimtrak bir hal aldı.</p>
<p>Zaten hastanenin tüm kapılarını da saks mavisine boyamışlar ki, Bağcılar meydana gelmeden yanyana dizilmiş pavyonlardan farksızdı.</p>
<p>Neyse, tuvalete gittik, tekrar indik <strong>1. </strong>kata. Doktor <strong>-1</strong>&#8216;de dediler.</p>
<p>&#8220;<strong>Sıçarım böyle işe</strong>&#8221; dedim en sakin halimle. Dedim, anneme baktım, annem bana baktı, ikimiz birden hostes kıza baktık, kafamı çevirdim bir sağa bir sola, bir sürü insanla göz göze geldim, sonra hostes kız merdivenlere baktı, &#8220;Aaa doktor hanım da buradaymış zaten&#8221; dedi.</p>
<p>Yeniden <strong>-1</strong>&#8216;i e inip, doktor aslında<strong> 2.</strong> katta demelerini, <strong>2.</strong> kata gittiğimizde doktorun aslında <strong>1. </strong>katta olduğu gerçeğini tecrübe edemedik.</p>
<p>Kimse &#8220;sıçarım böyle işe&#8221; dediğimi umursamadı.</p>
<p><strong>Peki, ben de sıçmam o zaman</strong>, dedim ve yürüdüm doktorun odasına doğru.</p>
<p>* * *</p>
<p>Bitti sanmayın çile, safra kesesindeki olası taş için Genel Cerrahiye yönlendirildik ama giriş kattaki doktor <strong>5.</strong>katta olduğundan oraya kadar çıkıp, aslında 5. kattaki ameliyatta olduğunu öğrenip aşağı indik.</p>
<p>Merdivenlerden inerken &#8220;<strong>Keşke sıçsaydım</strong>&#8221; diye hönkürdüm en fuşya rengimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/sicmak-ya-da-sicmamak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağladım&#8230;</title>
		<link>http://www.kerizella.com/agladim.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/agladim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 15:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[Ben nasıl Kerizella oldum?]]></category>
		<category><![CDATA[keşkeler olmasa keşke]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=534</guid>
		<description><![CDATA[Haberi aldığımda trafikteydim, &#8220;abinin babası öldü&#8221; dediler, yutkundum.
Gözlerim çizgifilmlerdeki küçük kızlarınki gibi yaşla doldu bir anda.
Ne kadar tanımasam da, kızgın da olsam, abime ve anneme yaşattıkları için&#8230;
Ben bugün abimin babasına ağladım...
Abimi aradım &#8220;Bir şeye ihtiyacın olursa haber ver&#8221; dedim, &#8220;Sağol abiş, (ben minicikken ona abiş dediğim için o da bana öyle hitap ediyor halen) hallediyoruz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haberi aldığımda trafikteydim, &#8220;abinin babası öldü&#8221; dediler, yutkundum.</p>
<p>Gözlerim çizgifilmlerdeki küçük kızlarınki gibi yaşla doldu bir anda.</p>
<p>Ne kadar tanımasam da, kızgın da olsam, abime ve anneme yaşattıkları için&#8230;</p>
<p><strong>Ben bugün abimin babasına ağladım.</strong>..</p>
<p>Abimi aradım &#8220;Bir şeye ihtiyacın olursa haber ver&#8221; dedim, &#8220;Sağol abiş, (ben minicikken ona abiş dediğim için o da bana öyle hitap ediyor halen) hallediyoruz biz&#8221; dedi. Neşeli konuşmaya gayret ediyordu ama, tanımaz mıyım, 32 senedir yanıbaşımda o, hayatımdaki en kıymetlim, sesi titriyordu.</p>
<p>Telefonu kapadıktan sonra bıraktım kendimi, hüngür hüngür ağlamaya başladım.</p>
<p><strong>Tıpkı dedem öldüğünde &#8220;babamın babası öldü&#8221; diye ağladığım gibi ağladım&#8230;</strong></p>
<p>Abimin babamdan sonra (ki hayatında yaşadığı en büyük acıydı onun da, babamı kaybetmek)  ikinci kez baba acısını yaşamış olmasına ağladım.</p>
<p>Doyasıya vakit geçiremediği, tanıyamadığı ve kendisini 25 sene hiç aramamış babasına son borcunu ödemeye sesi titreyerek gidişine ağladım.</p>
<p>Babamın ölümünden 12 sene sonra gelen &#8220;Abinin babası ortaya çıkmış, abini aramış bulmuş.&#8221; haberinden sonra, bana çoktan ölmüş babamın geri geleceğini düşündüren o bir anlık hayal ve aynı anda yaşadığım hayal kırıklığına ağladığım gibi ağladım.</p>
<p><strong>Ben bugün abime ağladım&#8230;</strong></p>
<p>Ve bir kez daha, anne-babaları yüzünden hayal kırıklığı yaşayan ne kadar çocuk varsa yeryüzünde, kucaklamak istedim hepsini.</p>
<p><strong>Ben bugün ağladım&#8230;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/agladim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Manavların bile kitabı var artık!</title>
		<link>http://www.kerizella.com/manavlarin-bile-kitabi-var-artik.html</link>
		<comments>http://www.kerizella.com/manavlarin-bile-kitabi-var-artik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 20:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerizella</dc:creator>
				<category><![CDATA[BDÖA]]></category>
		<category><![CDATA[Kırık Değnek]]></category>
		<category><![CDATA[Ben nasıl Kerizella oldum?]]></category>
		<category><![CDATA[PuCCa]]></category>
		<category><![CDATA[PuCCa Günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kerizella.com/?p=527</guid>
		<description><![CDATA[Bundan yaklaşık 15 sene önceydi. Beyoğlu&#8217;ndaki sahaflardan birini gezerken buldum onu. Babamın henüz 25 yaşındayken çıkardığı, içinde aşktan, hayattan, siyasetten ve kendi kişisel tarihinden bahsettiği şiir kitabıydı.
O günlerde ben, elime geçen her fırsatta, henüz acısı içimde taptaze olan babamı araştırıyor, her yerde ona ait bir iz arıyordum. Yıllarım, hem de çok uzun yıllarım böyle geçti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/05/puccagunluk.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-528" title="puccagunluk" src="http://www.kerizella.com/wp-content/uploads/2010/05/puccagunluk-214x300.jpg" alt="" width="214" height="300" /></a>Bundan yaklaşık 15 sene önceydi. Beyoğlu&#8217;ndaki sahaflardan birini gezerken buldum onu. Babamın henüz 25 yaşındayken çıkardığı, içinde aşktan, hayattan, siyasetten ve kendi kişisel tarihinden bahsettiği şiir kitabıydı.</p>
<p>O günlerde ben, elime geçen her fırsatta, henüz acısı içimde taptaze olan babamı araştırıyor, her yerde ona ait bir iz arıyordum. Yıllarım, hem de çok uzun yıllarım böyle geçti. Gittiğim her ilin halk kütüphaneleri, Ankara&#8217;nın Milli Kütüphanesi hep bu amacıma hizmet etti. Eski gazetelerdeki köşe yazıları, hakkında çıkmış haberler, kendi çıkardığı gazeteler ve bazılarını sadece 1 sayı yaşatabildiği dergilerin kopyaları&#8230; Son olarak gazetedeki ölüm ilanı. Ona ait ne varsa topladım.</p>
<p>Bundan yaklaşık 7 sene öncesiydi. Ankara&#8217;dan yani Milli Kütüphaneden yeni gelmiş, elimde bazı gazetelerin fotokopileri ile öylece oturuyordum. Herkesin yazdığı kadar şiir yazıyordum ben de ve tam 25 yaşımdaydım.</p>
<p>Bir yayınevinde editör olan bir arkadaşıma bahsettim babamın kitabını bulduğumdan. Bundan tam 50 sene önce, henüz 25 yaşındayken çıkarmış bu kitabı. Babamın benim yaşımdayken hissettiklerini görebilmek harika bir duygu, dedim ona.</p>
<p>Bana hemen bir teklifte bulundu. 25 yaşımdaydım ve babamdan tam 50 sene sonra, ilk yarısında O&#8217;nun şiirleri olan, ikinci yarısında ise benim şiirlerimin yer alacağı bir kitaptı bu teklif. Bir baba ve kızın 25 yaş şiirleri olacaktı. Satmayacaktı en başından biliyordum, zaten sözleşmeyi imzalarken de hiçbir telif hakkı istemediğimi belirtip, satılan kitaplardan da 5 kuruş almadım. Satılmaz dediğim kitaplar da, her bir arkadaşımın 20&#8242;şer, 50&#8242;şer adet almaları sayesinde epeyce satıldı.</p>
<p>O gün, yani kitap fikrinin ortaya atıldığı gün, o zamanlar arkadaşım hatta dostum sandığım birini aradım ağlayarak. Babamla benim yıllar sonra bir şeyi paylaşmamız demekti bu kitap. Buluşmamız demekti. Bir kapakta ikimizin adı yazacaktı yanyana&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;Manavların bile kitabı var artık!&#8221; </strong>dedi telefonda, dostum sandığım insan. O günden sonra da gözünü nasıl bir hırs bürüdüğünü her fırsatta gösterdi bana, koptuk.</p>
<p>* * *</p>
<p>Ben PuCCa&#8217;yı hiç tanımam, diyemem. Yüzyüze uzun uzun sohbetlerimiz olmamış olsa da, kısacık bir görüşmede, sanalda uzun uzun sohbetlere bedel muhabbetlerde, satır aralarında saklı hayal kırıklıklarında, pek çok zaman ardına saklandığı &#8220;delilik&#8221; durumunda, akım diyecekken bokum diyen hesapsız kitapsız tavırlarında bir sürü yediğim içtiğim insanda göremediğim şeyi gördüm: samimiyeti.</p>
<p>Kitabının çıkacağını ilk duyduğumda, burnum yandı. Benimle beraber çok çekirdek bir kadronun da aynı şeyleri hissettiğini biliyorum. Onun heyecanı, mutluluğu, hevesi benim yıllar önce duyduğum ile aynıydı. Bir iz bırakabilmek, kimse satın almasa, okumasa bile, kendi kitaplığında o kitabın varlığı kimbilir nasıl mühimdi onun için.</p>
<p>Ben bu kitabın yolunun açık olacağına, sanılandan fazla satacağına, başka baskılarının da yapılacağına, yayınevinin PuCCa&#8217;ya, hadi kızım ikincisini yaz, diyeceğine, PuCCa&#8217;nın adının sadece sanal alemde değil, pek çok yerde anılacağına yürekten inanıyorum. Çünkü o diline dolayanların dediği gibi seks değil, samimiyet yazıyor.</p>
<p>Ve inanın, samimiyseniz, manav bile olsanız, &#8220;patatesle yapılan yetmişdört yemek&#8221; isimli bir kitap yazın, sevilirsiniz. Yine de kalkar bazı kasaplar, sinirini alıyorum bahanesi ile sizi döverler.</p>
<p><a href="http://www.idefix.com/kitap/kucuk-aptalin-buyuk-dunyasi-pucca-gunluk-pucca/tanim.asp?sid=WUCY50MD2A2ADZB3UQIG&amp;referer=78903" target="_blank">Pucca Günlük </a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kerizella.com/manavlarin-bile-kitabi-var-artik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
