Bir İt Eniğinin Günlüğü
Kerizella // 9 Aralık 2010 // 1 yorum // kategori: Bal Kabağı
1. gün
Fabrika denen kocaman bir yerden aldılar beni, bisküvi kutusuna tıkıştırıp sallaya sallaya götürdüler. Aslında kutuyu çok sevdim, mis gibi kokuyordu. Gittiğimiz yerde beni, tuhaf bakışlı bir kadın, “aaayiiiihhhööhh” diyerek karşıladı. Önce bi noluyoruz dediysem de korkum çabuk geçti, iyi niyetli birine benziyordu.
2.gün
İyi niyetli dediğim melek görünümlü şeytan kadın gece giderken beni bir kolinin içine tıkıp da gitti. Neyse ki abilerden biri kolinin dibine köpükler yerleştirerek soğuğu engellemişti. Yine de sinir oldum, onlar uzaklaşana kadar ağladım, onlar gider gitmez sustum, biri duymayacaksa ağlamanın ne anlamı var ki? Evet bildiniz, ben bir kızım!
3.gün
Yeminle çok kıyak yermiş burası! Mama almışlar, oyuncak almışlar, çiftlikten süt almışlar (insan gitmişken ekmek arası kokoreç falan yaptırırdı ya, neyse) Fakat bir sorunumuz var, tam çişimi yapıp rahatlıyorum derken kendimi havada buluyorum. “Basma, basma, basmaaa” diye bağrıyor kadın. Dile gelsem “basma da fistaaan giyemem ammmaaan” diye türkü söylerim ama henüz havlayamıyorum bile.
Hohoyytt! Havlamayı keşfettim. Böyle ağzını poz veren Seda Sayan gibi hafifçe aralıyorsun, dilini geri çekiyorsun, öksürür gibi dışarı nefes verince ses çıkıyor. Buradan havlayayım diye oramı buramı sıkıştırmaya gerek olmadığını da belirtmek istiyorum.
Bir de burada bir abi var, Allah sizi inandırsın benim 92 katım büyüklüğünde, pati ver diyince patiyle beraber tüm benliğimi veresim geliyor.
5.gün
Buraya da işedim, şuraya da işedim. Hah dur, şu tarafa işememiştim, oraya da işeyeyim azıcık. Kapının arkasına da kakamı yaparsam tamam olacak. Ta-taaaam! İşte budur! Her yer bana ait, bu oda benim, çişlerim, canım çişlerim!
Devam edecek…
Etiketler: ankara > bakır > it eniği > köpek

[...] Öncesi şurada [...]