Bi “bisiktirgit” Hikayesi…

Buzdolabına baktım, uzaktan… BeÄŸenmiÅŸtim onu aslında.

Sonra duvarlardaki fotoğraflara, masmavi bir Vosvos vardı birinde, sevmiştim.

Koltuklar biraz rahatsız ve aslında hiç yansıtmıyorlardı tarzımı, pek fikir de beyan etmemiştim aslında alırken, olsun, alışmıştım.

Kitaplarımın sayfalarında çizikler, karalamalar, notlar vardı, sıçmıştım içlerine yaza yaza ama, kişiselleştirmiştim.

Durdum kapıda, son kez.

Her sabah ve her akşam ayakkabılarımı giyerken ve çıkarırken güç aldığım o ayakkabılığa dokundum belli belirsiz, ama kararlı.

Tavana, duvarlara, kapılara, halılara, tabaklara, bardaklara, kitaplara baktım. Gözüme iliÅŸti Alpi’nin oyuncağı, tırtık tırtıktı. TelaÅŸla bi onu attım sadece cebime.

Çıkmak üzereyken tam, aklıma geldi, küpelerimi çıkardım kulaklarımdan. Ayakkabılığın üzerine bıraktım ayrı ayrı.

Çıktım, yepyeni bir hayata ve dımdızlak.

Sıfırdan başlamaya ve kaygılı.

Yeniden doğmaya ve ürkek.

Çıktım, başladım yeni hayata, kaygılı ve ürkek. Doğdum, ümitlerle. Başardım, sıfırdan!

“Bisiktirgit” dedim, gittim kendime…

Kendime vardım.

2 comments

  1. emresezgin diyor ki:

    kerizellanın yeni hikayesi güzelmiÅŸ…

  2. cevdet aykan diyor ki:

    iyi demissin. bazen birseyleri sifirlamak lazim

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*



Nerelerde?

Sihirli DeÄŸnek