Adam Ol Baban Gibi Eşek Olma
Kerizella // 22 Aralık 2010 // 4 yorum // kategori: BDÖAHap kadar sabi sübyanlardık. Küçük beyinlerimizin ince kıvrımlarına nakşedildi itinayla minicik işaretler. Ne derece önemli olduğunu, defterlerimizin kurşun kalem düzenini bozan kırmızı kalem izlerinden anladık.
Kendi aramızda kikirdeyerek tekrarladık durduk birbirimize o meşhuuuurrr cümleyi.
Adam ol baban gibi eşek olma!
Duruma göre;
Adam ol baban gibi, eşek olma!
Ya da
Adam ol, baban gibi eşek olma!
Yıllarca nerde bir virgül görsem aklıma geldi bu cümle ve elimden geldiğince özen gösterdim noktalama işaretlerine… Bir çeşit takıntı halini aldı bile diyebilirim. Öyle ki yıllardır, çalıştığım kurumda bile, duyuru mektuplarından tutun, gazetelere verilecek ilanlara, basılacak broşür ve kitaplara kadar her bir şeyin baskıdan önceki durağı benim masam oldu.
Ne çeşit bir hazdır ki bu, her defasında elimde kırmızı kalemim, aynen yıllar önce benim kurşun kalem tozuna bulanmış defterimin yapraklarına yapılanı yaptım, elime geçenlere…
Bir zaman insanları, kullandıkları (ya da kullanmadıkları) noktalama işaretlerine göre bile değerlendirme hadsizliğinde bulundum diyebilirim. Hepsinden özür diliyorum huzurlarınızda.
Neden yazıyorum şimdi bunları? Nedir beni tetikleyen? Soracak olursanız bunları, tek bir şey söyleyebilirim: Artık dayanamıyorum!
Noktalama işaretlerinden önce boşluk bırakılmasına… Bakınız ;burada yaptığım gibi … Bilmem anlatabiliyor muyum ?
Aç parantez, boşluk bırak, yazını yaz, boşluk bırak, kapa parantez durumuna… ( işte tam olarak bunun gibi bir şey )
Cümlenin sonuna iki nokta koyulmasına… Bunu o kadar uzun zamandır kendim de yapıyordum ki, kendi kendime sinir olmaya başlamıştım; atlattım şükür. Fakat elimde değildi; tek nokta konuyu tamamen kapatmakta, üç nokta ise ucunu fena halde açık bırakmaktaydı. Oysa iki nokta öyle mi? Bitti mi, bitmedi mi tam belli olmayan, insanda bir garip merak hissi uyandıran bir işaretti, her ne kadar Türkçemizde olmasa da..
Tırnak işareti ile ’denden’ ve kesme işaretlerinin karıştırılmasına…
Büyük Küçük Harf Yazımına Dikkat Edilmemesine…
Turkce klavyesi olmayanlari anlayabilirim ama Turkce klavyesi oldugu hallerde bile Turkce harflerin yazilmamasinin aliskanlik haline getirilmesine…
2 klmeden tasarrf etmk ugrna sozcklerin yrmyamlk yazilmsna; ozellkle smslerde…
-ki ekinin bir türlü doğru yerde kelimeden ayrılmamasına… Kaldıki, bu gerçekten önemli bir mevzudur. Bununla ilgili içimde ki acıyı anlatamam.
Ve son olarak beni en derinden yaralayanı ise;
-de ve -da meselesinin bir türlü çözümlenmemesine… (“Ben de bir kitap var” de ayrı yazılmaz; oysa “bende bir kitap okudum” cümlesinde ayrı yazılmalıdır.) En basit sağlaması -de, -da eki kaldırıldığında cümle yapısı ve anlamı bozulmuyorsa ayrı yazılması gerekiyordur şeklinde yapılabilir.
İşin uzmanı değilim. Dilimi seviyorum. Okumaya da, yazmaya da fena halde aşığım. (Bir şeye karşı fena halde iyi bir his duyulmaz; yanlıştır bu cümle de… Tıpkı son görüşmemiz anormal derecede iyi geçti cümlesinde olduğu gibi…)
Tekrar ediyorum; işin uzmanı değilim.
Fakat özen gösteriyorum.
Okuyorum.
Araştırıyorum.
Okumakla, araştırmakla kalmıyorum; yalvarıyorum!
Biraz daha dikkat!
Lütfen…
Etiketler: aklıma geldi de > dilbilgisi
Güzel bir yazı olmuş. Benim gibi eğitim hayatı boyunca sayısal derslerde başarı almış ama sözel derslerde bir okadar kötü notlar almış birisi için çok önemli bir kaynak. Kendimde istesem düzgün yazmayı maalesef edebiyatdan çaktığım gerçeğini değiştiremiyorum.
Güzel paylaşımın için teşekkürler.
Ufacık şeyler ufacık, türev integral çözen beyin bunlara nasıl dikkat etmiyor anlamıyorum. Eğitim sistemine suç atacağım ama öğrenen adam gayet güzel öğrenmiş. Kesin dış mihrakların işi bu. Neyse sinirlendim! Teşekkürler Alev hatırlattığın için, her zaman üstünü çizmeye devam yanlışların.
Yorumum bu yazıya değil; Kerizella derken sayfasına. Neden oraya yazmadım, bilemiycem. Farklı olmak dürtümden değil; ama şu tek göz açık etrafı seyrettiğim bir arafta kalkıp da back space tuşuna basıp acaba o yazının altında bir koment bölümü var mıydı diye araştırmak cidden zûl geliyor ey yazar. Annıyor musun?
Ben az evvel sendeydim; sonra seni okudum biraz. Sonra o kadar ben olduğunu farkettim ki, gittim senden.
Evet. Bana bir ben fazla. İkinciye takatim yok.
Aslında bu da bir yalan olabilir pek tabii. Ben geldiğimde sen beni farketmedin. Oysa ben ‘bisiktirgit’ diyemeyeceğin bir pirenstim belki. Kim bilir, belki beraber derdik onu, bana karşı. Hoş olurdu zira. Hep düet halde kendime siktir çekmek istemiş; ama o dirayet ve cesareti gösterememişimdir.
Sen o olabilirdin belki.
Ama olamayacaksın, belli. Çünkü ben, artık gidiyorum senden.,
Çünkü sen, o kadar bensin ki, senden fark göremiyorum benden.
(Oh yeağ, güzel yazım bak, tevazu yapmiycim)
bunu cok beeendim. opuyorum…