Kerizella derken?
İt gibi korkarım yüksekten, korkumu yenmek için paramotorla uçtum, şimdi daha çok korkuyorum. (Yine uçarım)
Kokoreç, midye, ıstakoz ve karidesin tadını bile bilmiyorum.
Ölmekten korkmuyorum. Geride bırakacağım insanların üzülecekleri fikri sinirimi bozuyor sadece.
Hiçbir işimi zamanından önce yapıp bitirmem, son dakika insanıyım.
Hayatımın hiçbir döneminde “çok” miktarda para kazanmadım. Kazandıklarımı asla biriktirmedim. Hiç yatırım yapmadım. Bulduğumu bulduğum gün yerim.
Trafikte küfrederim. Bazen arkadaşlarıma da küfrederim. Küfretmeyi seviyorum da yapamayacağım şeyleri söylemeye biraz bozuluyorum sanırsam.
Bu ayki kiramı halen ödemedim. Ev sahibimi seviyorum.
Mezarlığa da gitmem. Babamın, ablamın, abimin mezarına gitmeyeli yıllar oldu. Annemi üzüyorum bu yüzden ama gitmiyorum. Gitmeyeceğim.
Aşık olmak istiyorum ama vıcık vıcık bir ilişki istemiyorum.
Bana doğum günümde harici disk alan eski erkek arkadaşımı halen kınıyorum.
1 bardak şarapla dünyayı kurtarabileceğimi iddia eder, 35lik rakıyı devirsem düz çizgide sapıtmadan yürürüm.
Cenazelere gitmem. Kimseye “başın sağolsun” diyemem, gömerim kafamı kuma, suların durulmasını beklerim.
Hayatım boyunca hiç Tekila içmedim.
Kedilerle konuşuyorum, ciddi şeyler anlatıyorum onlara, dile gelir de sırlarımı paylaşırlarsa sıçarım.
Telefonla uzun uzun konuşmaktan nefret ediyorum. Aslında konuşmayı da çok sevmiyorum. (buna inanmayabilirsiniz ama öyle billa)
Birini merak ettiğim zaman dört bir koldan araştırıyorum, internette didiklemediğim alan kalmıyor. Bugüne kadar benim kadar kendini internette afişe etmiş biri girmedi hayatıma. Sinir oluyorum.
Tek başıma içki içmek, film izlemek hoşuma gitmiyor. (msnden falan sohbet ettiğim biri varsa içki içmek iyi olabiliyor ama)
Aynı anda 5 kitap okuyorum. Son 6 aydır 5ini de bitiremedim. Kitapların bokunu çıkarıyorum.
Millet kıçını yayıp otururken onlara yemek hazırlamak hoşuma gitmiyor, misafir bile olsalar. Evime gelen herkesin kendini evinde gibi hissetmesini istiyorum, kalksın bi ucundan tutsun herkes.
Ağlarım ama ağladığımı kimse görmez, şimdiye dek en fazla 3 kişi vardır, ağladığıma şahit olan.
Küsmem, salak gibi de unutmam ama yapılanı. Kendimi tamir edene kadar sessiz kalır, iyileşince dönerim ortama. Sonra bi şekilde alırım ifadesini beni üzenin.
Bir daha dünyaya gelsem tır şoförü ya da uzun yol kaptanı olurdum. Karayolunu çok seviyorum. Sürekli gezsem gık demem.
İkili ilişkilerimde ilgiyi seviyorum ama sık boğaz edildiğimde kendimi köprüden aşağı salmak geliyor içimden.
17 senedir doğum günümü kutlamıyorum.
Neden aramadın, nerdeydin, neden gelmedin ve benzeri sorulardan hoşlanmıyorum. Vardır bir nedeni, kurcalamasanız?
Kelleri seviyorum.
Günde 5 vakit koşarak balkon kapısını kapatıyorum, karşıdaki camiinin imamı değişmeli (ya da ben taşınmalıyım)
1 sene öncesine kadar sürekli olarak (8 yıl boyunca) rüyamda evlendiğimi görüp sıçrayarak uyanıp, ağlıyordum.
Sadece başım sıkışınca (bi tarafım 3.5 atınca daha ziyade) can havliyle Fatiha falan okuyorum.
Flört etmeyi seviyorum.
Samimiyetimi suistimal eden insanlara (her ortamda) “bisiktirgit” demek istiyorum dolu dolu, yakışmıyor bana, susuyorum.
Tüm bunları bugün üsküdar beşiktaş motorunda ve dönüş yolunda arabada yazdım. Araba kullanırken ses kayıt cihazına konuşuyorum. Evet, manyağım…
Kayıt cihazında aralarda küfürler de var.
Burnum büyüktür, fiziksel olarak, bir trafik kazasında kırıldı, yaptırmıcam, hatırası var.
Trafikte sinir olduklarımın yanımdan geçip gitmesini beklemek yerine, gaza basıp kopuyorum onlardan, bi iş gelicek başıma ama ne zaman?
Gizleyen hemen gizlesin daha bi sürü şey var kasette hepsini yazıcam, mesela ne zaman saç rengimi değiştirmek üzere kuaföre gitsem, 3. boyadan sonra kendimi “başlarım kuaförüne de” diyerek elimde boya ile banyoda buluyorum.
Bu yazdıklarımı anam bilmez.
Liseyi 7 yılda bitirdim, 30 yaşımda üniversiteden mezun oldum. kendimi hep geç kalmış hissettim, bu yüzden koşuyorum sürekli.
Aldatıldığım halde terketmedim, terketmedim, terketmedim… Pişmanım… Ama aldatacağımı anladığım an çekip gittim…
Ses kayıt cihazına konuştuklarımın tamamını buraya yazsam ortalık karışır.
Çok sakarım, eskiden utanırdım, artık kendimle dalga geçmeyi öğrendim. Kola içerken pipeti burnuma sokmaktan tutun, hareket halindeki minibüsten düşmeye kadar bir sürü vukuatım vardır.
Yakışıklıyım, erkek olsaydım çok kızın canı yanardı.
İlk aşkımı birlikte geçirdiğimiz bir motosiklet kazasında kaybettiğimden bu yana daha tezcanlı oldum, birşey yaşayacaksam ertelemeden yaşıyorum.
Yine de bi gün motosiklet alıcam ve vurcam kırbacı, fıstık benim olacak…
Yazarım daha, 12′den sonra…






